2 Ocak 2015 Cuma

Hayatınız Dengeli Mi?

Bir yandan işiniz, bir yandan eşiniz, bir yandan çocuklarınız var...
Ve bir yandan da kendinize vakit ayırmaya mı çalışıyor musunuz?
Kendiniz... Beden sağlığınız, zihin dinginliği ve ruhsal huzur...
Hayatınızda hangisi, ne kadar dengeli?



İş, eş, aile, sağlık ve kendiniz...
Dengeli bir hayat için en önemli konu, hayatımızdaki öncelikleri belirlemek ve hayatımızın yapısını gözden geçirmek.

Önceliklerimizin Farkında Mıyız?

Öncelikleri belirlemek için Stephen Covey’in tüm kitaplarından faydalanabiliriz. Covey’e göre işin püf noktası hayatımızda “acil” maskesi altında yatan önemli veya önemsiz işleri, acil olmayan ama öncelikli işler kategorisine almak. Bu da farkında olmak, belli başlı günlük işlerin acil hale gelmeden çözülmesi, ona göre hazırlık yapılması; dolayısıyla acil olmayan ama hayatımızın önemli rollerinde öncelikli işlerimize zaman ayırmamızı sağlaması...

Diğer insanların ne düşüneceğini dert etmeden, bize ezbere verilmiş temel inançları bir kenara bırakarak bizim için gerçekten nelerin öncelikli olduğunu üzerinde hiç çalışma yaptık mı? Bunların farkına vardık mı? Yapmaktan keyif aldığımız iş, aile bireylerine ayrı ayrı olan ilişkilerimiz, arkadaşlarımız, bedenimiz, beslenmemiz, okuduklarımız, zihinsel ve ruhsal faaliyetlerimiz...
Bunların cevaplarını bulduğumuzda, çok daha keyifli, motivasyon dolu ve enerjik bir şekilde yaşamımıza devam edebiliriz. Hayatımız kolaylıkla ve neşeyle akmaya başlar.



Zaman öldürücülerden kurtulabiliriz; televizyon, gazete, sonu gelmeyen diziler, futbol fanatikliği, aşırı oyun oynamak, aşırı İnternet'te vakit geçirmek ve son zamanların popüler bağımlılığı: Paylaşıyorum öyleyse varım.
Devamlı fotoğraf, içerik paylaşıp, bir o kadar da başkalarının paylaşımlarını, fotoğraflarını beğenme çılgınlığı, her gidilen yeri bildirmek, her yenilen yemeği paylaşmak...

Enerji öldürücülerin farkına varabiliriz; aşırı alkol, aşırı spor, fazla beslenme, kahve, şeker, aşırı karbonhidrat, fazla düşünmek, fazla konuşmak, düzensiz ve az uyumak...

Hayatımızın Yapısı Uygun mu?
Önceliklerimizin farkına varmak harika... Şimdi bunu uygulayabilecek bir yapıya ihtiyacımız var. Nasıl bir düşünce yapısına, inanç sisteme sahipsek, bu şekilde düşünmeye ve davranmaya eğilimindeyizdir, bunlar artık otomatik olarak gelen duygu ve düşünceleri oluşturur, bunlar bizim alışkanlıklarımızdır.
İlk adım gözlemlemektir. Bir haftamızı, gerekiyorsa bir ayımızı sadece kendimizi gözleyerek geçirelim, ve notlar alalım; neler yapıyoruz, ne tepkiler veriyoruz, ne düşünüyor, neler hissediyoruz...
İkinci adım, bu kalıpların kaynağını bulmak; en yakın kaynaklar anne, babamız, okul ve kültürümüz...



Kaynağı anladığımız zaman, özgür olduğumuz andır; artık kaynağın bir parçası değilizdir.
Sıra olumsuz otomatik düşünce kalıplarını, olumlu ve tercih ettiklerimizle değiştirmektir. Bu da bir disiplin gerektir, sabırla uygulama...
Eski alışkanlıklardan uzak durmak da önemlidir.
Bu aşamalarda kendimizi diğer kişilerle karşılaştırmak, acele etmek, çok kısa süreli hedefler koymak motivasyonumuzu düşürebileceği gibi, değişiklikten hoşlanmayan egonun bizi “bildiğimiz” noktaya geri getirme tehlikesi ile karşı karşıya gelebiliriz.

Hayır Demek
Sınırlarımızı ihlal eden ve zamanımızı çalanlar bu değişikliklerden hoşlanmayacaktır. Bunlar bize uzak kişiler olabileceği gibi, bize en yakın sevdiklerimiz de olabilir. Sakin bir şekilde kendimizi ifade edip hayır diyebilmeyi öğrenmeliyiz. Bu bazen de kendimiz olacaktır!
Tüm bunları yaparken desteğe ihtiyacımız olabilir, size ilham veren insanlar veya danışmanlık alabileceğimiz kişilere başvurabiliriz, ancak unutmayalım ki mevcut durumun yerine bir guru veya öğreti koymak fazla bir değişiklik yaratmaz...

Dengeyi ancak biz sağlayabiliriz ve bunun için gerekenler de yine bizde mevcuttur.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme