28 Ocak 2015 Çarşamba

Birdman


Bir anda mucize gerçekleşir ve bize beden olacak o tek hücre bölünür ve çoğalmaya başlar... Bir süre duyularımız ve beyindeki ilk hatıralar oluşmaya başlar. Annemizin rahat ve sıcak karnından birden bire başka bir yere çıkarız... Daha sonraları onsuz yapamayacağız ışık ve nefes bizi rahatsız eder... Önceleri fark etmeyiz annemizden ayrı bir bedene sahip olduğumuzu...
Biraz süre geçtiğinde anlarız ki bedenimiz aynı ve aynı zamanda küçük ve korumasızdır. Anne ve baba olmadan hayatta kalamayacağımızı idrak eder, tanrılaştırır onları bu zamanlarda.

Büyüdükçe başkaları girer hayatımıza, bu kişiler hiç de anne baba gibi değillerdir. Sosyal ilişkiler kurmaya ve bu ilişkilerde neyin işe yarayıp neyin yaramadığını keşfetmeye devam ederiz. Aile ve toplum koşullanmaları ile beraber kendimize has taktikler belirleriz, kişiliği oluşturmaya başlarız. Bazen kişiliğe göre farklı maskeler takıp en uygun duruma göre davranmayı öğrenip kendimize olan faydayı en fazla seviyede tutarız.


En kötüsü ise bu maskelerden bazılarının çok başarılı olmasıdır! Artık maske ile özümüzü ayıramaz oluruz. Artık maske ile özdeşleşmemiz tamamlanmıştır. Ünvan, statü, şan, şöhret, meslek, dış görünüm, eşyalarımız, hayat tarzımız vs...

Bir şekilde maskeyi kaybedecek gibi olursak, emziğini düşüren bebek gibi basarız yaygarayı... Bu başarılı gibi gözüken maskelerden biri de ünlü olmaktır.


Birdman (Atmaca) filminin kahramanı Riggan, aktörlük hayatının ilk zamanlarında Birdman karakteri ve filmleri ile meşhur olmuş ve bu konumu devam ettirmeye çabalamaktadır. Kendi tiyatro oyununa hem yönetmenlik hem de aktörlük yapar. Özel hayatı dağılmış olan Riggan birlikte çalıştıkları kızı Sam’in baba olarak yanında olamamıştır. Riggan’ın durumu o kadar vahimdir ki, kafasının içindeki Birdman rolü onunla konuşmaktadır devamlı. Olmak istediği kişi ile olduğu kişi arasındaki ikilemi yansıtmaktadır bu konuşmalar... Bu durumdaki Riggan’ın oyununa yetenekli oyuncu Mike’ın dahil olması ile olaylar altından kalkılamaz bir hale gelmek üzeredir...


Başroldeki Micheal Keaton’ın kendi hayatı belki de filmle fazlaca benziyor... Gelmiş geçmiş en iyi Batman olarak kabul edilen Michael Keaton, 1989’da 38 yaşında oynadığı Batman ve 1992’deki Batman Returns filmlerinden sonra çok önemli bir filmde rol alamadı... Bu sefer, 64 yaşında Oscar ödülü’ne aday!

Babel ve 21 Gram filmlerinin yönetmeni Alejandro González Iñárritu, filmin hem senaristlerinden biri hem de yönetmeni... Oyuncu seçimi muhteşem: Michael Keaton, Edward Norton, Emma Stone, Zach Galifianakis ve Naomi Watts! En iyi film, en iyi erkek oyuncu ve en iyi yardımcı erkek ve kadın oyuncu dalları dahil toplam 9 Oscar Ödülü’ne aday.


“Popüler olmak, saygınlığın küçük sürtük kuzenidir.”

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme