12 Ocak 2015 Pazartesi

Foxcatcher


“Her kaosda bir kozmos bulunur, tüm düzensizlikte bir düzen saklıdır.”
[Kolektif Bilinçaltı Arketipleri - Carl Jung]


Hepimiz kolektif bilinç ile birbirimize bağlıyız. Bu sistemin içerisinde ise bize ne yakın olan sistem aile sistemimiz; ebeveynlerimiz ve onların ebeveynleri şekilde giden atalarımız...
Kolektif sistemin en temel güçlerinden biri bireylerden ziyade sistemi ayakta tutmak yani insanlığı... Bu da sistemin kendini her zaman dengeye getirme eğilimi ile oluşuyor. Bir ailede biri haksız yere alırsa, çocuklar veya bir sonraki kuşaklar, fazlaca verme eğiliminde olabiliyor veya bunun yükünü üzerlerinde taşıyabiliyorlar.

Filmde bahsi geçen Du Pont ailesi Amerika’nın en zengin ailelerinde biri... Servetlerini Bağımsızlık Savaşı sırasında silah imalatında kullanılan barut ile kazanıyor. Bu barut ile savaşlar beslenirken, insanlar can veriyor... Bunun adına da “Vatanseverlik” diyorlar. Böyle bir aileden gelen anne Jean Du Pont kendini atlara verirken oğlunu hiç görmüyor, bir şekilde doğaya olan borcunu da ödermiş gibi ama paralize bir halde yaşıyor. Oğlu John Du Pont ise bir şekilde görülmek ve ailenin milli törelerini devam ettirmeye çalışmaktadır. Ama ne yaparsa yapsın annesi onu görmez, bu durum onu çileden çıkarır. John vaz geçmez ve sınırsız mali kaynaklarını ile Amerika milli güreş takımını, kendi takımı olan Foxcather’ın bünyesine dahil eder ve kendini de takımın koçu gibi gösterir. Aynı zamanda onların babası gibi olduğunu söyler basına...

Hikayenin diğer kahramanları ise 2 yaşlarında yetim kalan iki erkek kardeş David ve Mark Schultz’tur... David, kardeşine babalık yaparak kendi aliesini kurmuş olimpiyat madalyası olan bir güreşçidir. Hayattaki zorlu mücadeleleri onları başarılı bir güreşçi de yapmıştır. Babasız büyüyen Mark, abisinin babası rolüne de isyan etmektedir, bu onu hırçınlaştırmaktadır. Kendisine bab gibi kol kanat geren John Du Pont’un yanına gider ve olaylar gelişir...

Oscar ödülüne aday olan filmde Steve Carell’i hiç böyle bir seyretmedik. Sıradışı bir performans. İki kardeşi canlandıran iki aktöre bakarsak, Channing Tatum’dan daha çok Mark Ruffalo ön plana çıkmış oyunculuk açısından. Sienna Miller’ın rolü ise yok denecek kadar az...
Yönetmen Bennett Miller, az ama öz işler yapamaya devam ediyor; Oscar’a aday gösterildiği Capote ve Moneyball’dan sonra şimdi Foxcatcher ile Cannes Film Festivali'nde ödüle layık görüldü.

John Du Pont:
“Koç, babadır. Koç akıl-hocasıdır. Koç atletlerin hayatı üzerinde büyük güce sahiptir.” 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme