5 Kasım 2016 Cumartesi

Elle

Anne ve babamız, bizim için en doğru anne ve babadır. Biz de onlar için en doğru evladızdır.
Bu görüşle hemfikir olsanız da, olmasanız da, bazen anne ve babamıza isyan edecek kadar öfkeli olabiliriz. Hatta bazen onları tamamen reddedecek duruma geliriz...

Özellikle Elle filmdeki Michèle’in konumundaysanız... Michèle’in babası o daha çocukken, seri cinayetlerden dolayı müebbet hapse mahkum olmuştur. Michèle, babasını hayatından tamamen silmiş, hapis yattığı dönemde onun ziyaretine hiç gitmemiştir. Michèle’in annesi ise çocuk gibidir. Kızından bile genç biri ile evlilik planları yapmaktadır. Michèle, annesini ağır bir şekilde eleştirir ve onu küçük düşürücü davranışlarda bulunur.

Kendisi hırslı, tek başına ayakla kalan bir kadın imajı çizmektedir. Sahibi olduğu video oyunu firmasının sert patronudur. Öte yandan, hayatında ters giden durumlar mevcuttur. Oyunlar, şiddet ve cinsellik içerirken, çalışan erkekler ile bir sürtüşme yaşamaktadır. Derken bir gün evinde bir saldırıya uğrar ve saldırgan ona tecavüz eder. Bu olayı polise haber vermeden, kendi başına çözmeye çalışır.


Anne, hayat demektir, baba ise hayatta bize yön veren kişidir. Annesini reddeden bir kişi, tam olarak kadın olmayı öğrenemez ve annesinin kuzusu bir adam ile evlenme ihtimali yüksek olasılık taşır. Michèle’in durumunda olduğu gibi bazen de, bu evlilik çocuğa rağmen devam etmez... Aynı dinamik oğlunda da devam eder, o da annesi gibi baskın bir kız arkadaş bulur kendine...

Michèle, babasında kabul edemediği şiddetten de kaçamaz. Saldırganı ile arasında, ilginç bir ilişki başlar... Saldırganın hayatı da zıtlıklar üzerine kurulmuştur. O da, Michèle’in babası gibi aşırı kutsal ve ahlaki bir yaşamdan şiddet dolu bir tarafa doğru itilmektedir. Bir yay misali, aşırı bir tarafa doğru ne kadar giderse, tam tersi yöne doğru o kadar sert çekilmektedir...


Sırlar ortaya çıktıkça, ilgili kişilerle yüzleştikçe, Michèle’in hayatındaki olaylar çözülmeye başlar...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme