10 Aralık 2012 Pazartesi

The Kite Runner




Bazen film biter... Yazıları akmaya bşlar ama yazıları bile seyredersiniz sizde bıraktıklarını hazmetmek için, filmden çıkamazsınız bir süre... ama anlat dediğine yoktur fazla birşey, yazmaya kalsan, 'neydi beni bu kadar etkileyen?' diye sorarsın kendi kendine...

The Kite Runner da böyle oldu benim için...
Bu film herkesi farklı etkiler diye düşünüyorum, çünkü özellikle çocukluğunuza ve kendinize bir yolculuk yapıyorsunuz seyrederken; işte filmi seyretmeden önce okunabilecek bilgiler...


Uçurtma Avcısı olarak dilimize çevrilen film, Afganistan’da bir ağanın oğlu Amir ve o evin hizmetkarının oğlu Hasan ile yaşadığı arkadaşlığı konu alır. 
1970’li yılların Kabil’inde çocukluklarını yaşayamayan çocukların verdikleri mücadele. Yaptıkları uçurtma yarışmaları; sanki uçurtma ile semalarda başka bir boyuta giden çocuklar, özgürlüklerinin ve casaretlerinin simgesi uçurtmalar. Uçurtma ile yapılan kapışmalar çok ilginç, sahneler de bir o kadar muhteşem çekilmiş.



The Kite Runner filmi müzikleri ile Oscar’a aday gösterilmiş çok güzel bir film. Khaled Hosseini'nin aynı adlı romanından bir uyarlama. Hikaye, dürüstlük, cesaret ve kendini muhakeme etmesi üzerine bir film. 

Amir’in babasının bazı gerçekleri saklaması, Amir kendi korkaklığını bastırıp hıncını başkasından çıkarması Amir’in hayat boyu üzerinde taşıyacağı izlerdir.

Rusya’nın Afganistan’ı 1979’da işgalinin ardından Amerika’ya kaçan Amir, babasının öz disiplini, özsaygısı ve çalışkanlığı sayesinde hayatlarını onurlu bir şekilde sürdürürler. 
Amir’in çocukken yazdığı yazıları okuyan ve onu teşvik eden Rahim Khan,
Amir’in hayatında önemli bir yer teşkil eder ve ilk kitabını ona hitaf eder. 


Filmde en etkileyici sözler genelde babadan çıkmaktadır:
“Bir tek günah vardır; bir tek. Ve o hırsızlıktır. Diğer tüm günahlar onun bir değişik halidir... Bir insanın canını aldığında, bir hayat çalarsın. Bir adamın karısını elinden alırsanız, o adamın çocuklarını çalmış olursun. Yalan söylediğinde, bir insanın gerçeğe olan hakkını çalarsın. Birini kandırırsan, adalete olan hakkı çalmış olursun...”



Filmin yönetmeni Marc Foster çok popüler olmuş bir çok filmin de yönetmiş; 
Quantum of Solace, Machine Gun Preacher, Stay, Finding Neverland ve
Monster's Ball...

Özellikle Finding Neverland tam bir sinema şaheseri... Başka bir süpriz filmi ise yolda...

3 yorum:

  1. O zaman hemen Dunyanin Sonundaki Bahce'yi de seyretmenizi oneririm! Surdurulebilir Yasam Film Festivalinde seyretme sansim oldu ve Kite Runner'dan daha gercek, daha etkileyici ve daha guzel... Dilerim permakultur projeleri oradaki insanlari biraz rahata kavusturur!

    (Not: Su harf onayi, inanilmaz bir iskence yorum yazdiktan sonra :( )

    YanıtlayınSil
  2. Dunyanin Sonundaki Bahce'yi bulamadım. Ingilizce ismi nedir?
    Harf onayını kaldırmaya çalışırım. :)

    YanıtlayınSil
  3. The Garden at the End of the World filmin Ingilizce adi. Aslina bakarsaniz, filmlere merakli bir aile olarak size Surdurulebilir Yasam Festivalindeki butun filmleri oneririm. http://www.surdurulebiliryasam.org/surdurulebilir-yasam-film-festivali-2012-filmleri/

    Dunyanin Sonundaki Bahce de onlardan birisi idi...

    Taste the Waste ve bu film beni en cok etkileyenler oldu!

    (harf onayi hala var!)

    YanıtlayınSil