13 Aralık 2012 Perşembe

Beynimizin Sadece %10’unu mu Kullanıyoruz?


İşte Size Bir Soru: Hangi Efsane Doğrudur?

1. Beynimizin ancak %10’unu kullanıyoruz.

2. Okul öncesi çocukların zekaları zengin görsel uyarıcılı ortamlarda daha hızlı gelişir.

3. Bireyler kendi tercih ettikleri öğrenme stilleri ile daha iyi öğrenirler;
görerek, duyarak veya dokunurak (kinestetik yolla)...



Birinci seçeneği seçtiyseniz, bu yanlış cevap. 
Yaygın olan bilinen “beynimizin az bir bölümünü kullandığımız” kanısı yanlıştır. Tam tersine, beynimizde kullanılmayan nöronlar ölüyor, kullanılmayan ağlar körleşiyor. Beyin taramalarında gözüken beynin sadece belli bölgelerindeki aktiviteler size bu efsanenin doğru olduğu söyler gibi dursa da, parlak bölgelerdeki aktivite seyisinin yüksek olması veya ön planda olduğu anlamına geliyor, aslında karanlık bölgeler de daha düşük seviyede kullanılmakta.

Peki, doğru cevap hangisi, cevap: ‘Hiçbiri’.

İkinci maddedeki yanlış inanç, fare ile yapılan deneylerin sonuçlarını hemen bire bir insanlarda da aynıdır varsayımından kaynaklanıyor. Tekerlekli ve tünelli ortamda yetişen fareler, diğerlerine göre daha hızlı beyin faaliyetlerini geliştiriyorlar.

Ancak diğer farelere tamamen dış dünyadan kopuk bırakılıyorlar. Bir insan bebeğini de kapalı bir odada büyütürseniz zihni yavaş gelişecektir. Etrafında zengin görsel malzemeden çok çocukların zengin ve “kaliteli iletişim” içinde oldukları zaman zekalarının daha hızlı geliştiği ortaya konmuştur.


İngiltere’de yapılan araştırmaya göre öğretmenlerin % 94’ü üçüncü maddenin doğruluğuna inanıyor. Gerçekte ise öğrencilerin belli tercihleri olsa da bu stillerin hiçbiri öğrenme seviyesine etki etmiyor.

Psikolog Daniel Willingham bu durumu "Why Don't Students Like School?" isimli kitabında şöyle açıklıyor: “Araştırmacılar çocukların öğrenme stillerine uysun uymasın bazı dersler veriyorlar. Örneğin, bir çalışmada, öğrencilerden gelişi güzel objeleri ezberlemeleri isteniyor, sesli ve görsel olarak... Sonuçta görsel objeler daha rahat ezberleniyor ancak çocukların tercihleri farklı bile olsa bunun performansları ile ilgili olarak değiştirmiyor. Benzer çalışmalar hep aynı sonucu veriyor.”

Tabi ki, deneyimli eğitmenler öğrencinin belirli bir dalda problem yaşaması durumunda öğrenciye farklı eğitim metotları ile destek vermekteler. Ancak tüm araştırmaların sonucunda bu öğrencinin stiline göre değil, problemli kısmı çözmek için olması gerekiyor. Biz insanoğlu olarak bunun yanlış olmasına inanmak istemiyoruz çünkü bu işimize geliyor.


Bu bilgilerin doğru olarak kabul görmesinde, sorgulanmamasında efsanelerin gerçeklerden daha ilginç olması da yatıyor olabilir. %10’unu kullandığımız beynin bir de %100’ünü kullandığımızı hayal edersek hepimiz bir Jedi Şövalyesi gibi zihin oyunları yapar, cisimleri düşünce gücüyle kaldırabilirdik. Diğer bir yandan bunları değişmemek için bahane olarak da görebiliyoruz. ‘Einstein beyinin daha fazla bir yüzdesi çalışıyor, Allah vergisi işte!’ Veya ‘Bu eğitim sistemi benim tarzıma göre değildi.’ gibi...

Zihnin ötesinde güçlerimiz olabilir, ama zihinle ilgili araştırmaların sonuçlar şimdilik böyle...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme