18 Aralık 2018 Salı

Hayatı Allak Bullak Olmuştu


Neden başlamıştı sorgulamaya? Her şeyin ardındaki anlamaya? Ne var sanki bu kadar deşmeye? Allak bullak olmuştu hayatı... Eskiden mutsuzdu ancak en azından o şekilde yaşamaya alışıktı. Arada bir kafasını dağıtıp, gezip tozup unutabiliyordu kederi... Daha önce denediği taktikler de keyif vermez olmuştu. Geriye dönemiyor, büsbütün içi sıkışıyordu. Ne dedikodu yapmak, ne maç seyretmek, ne de klasik gündelik muhabbet hoşuna gidiyordu artık. Neredeydi ‘çıkış’ tuşu? Bu oyun artık onun üzerine üzerine geliyordu.


Hep o bilmiş arkadaşı yüzünden olmuştu. Neymiş efendim; her şeyin ardında bilinçaltındaki dinamikler varmış. Bunlar sadece bizim yaşadıklarımızından değil, ailemizin, atalarımız ve hatta bağlı olduğumuz millet, etkin köken veya inanç sistemlerinde olan olaylardan da etkileniyormuş. “Bana ne dedemin terk ettiği nişanlısından?” diyecek gibi oluyordu... Aradaki derin bağı da hissetmeden edemiyordu. Şöyle mantıklı bir şekilde baktığında da aile yaşananlar ve ortaya çıkanlar aşikardı. Babası erkenden vefat etmiş, evin büyük evladı olarak birden kendini evin reisi olarak bulmuştu. Annesinin bile hayatına karışır olmuştu. Doğal olarak hayatına çektiği kadınlar da çocuk gibiydi. Sanki onlar da babalarını arıyorlardı.

Onun gibi geçmişleri ile çalışan başka insanların hikayelerine baktığında ise türlü türlü başka olaylar ve etkilerini görüyordu. Yadsımak çok zordu. Ancak yine de rahatsızdı. Tüm dünyası alt üst olmuştu. Bu kurtulamadığı bakış açısı ile artık hiç bir şeyi kişisel almıyordu. Nasıl alabilirdi? Herkesin davranışının ardında düzinelerce olay ve hikaye yatıyordu. Bazılarını kendileri bile bilmiyordu.

Ne diyorlardı? Aile sistemi... Sistemik bakış açısı... Sistemdeki her üye birbirine bağlıydı ve birbirini bir şekilde etkiliyordu. Sistem hareketli olmasına rağmen hep bir denge arıyor ve bir süre dengede duruyordu. Ta ki bir şey o sistemi dürtene kadar. Anne ve babası evlenip yeni bir sistem kurmuşlar, bir şekilde dengede yaşanırken, babası bu dünyadan göçünce, sistemde denge bozulmuştu. Babasının boşluğunu istemese de kendisi doldurunca sistem yine bir dengeye ulaştı. Sistem bireylerin huzurunu her zaman ikinci sıraya atar gibiydi. Önemli olan öncelikle sistemin dengeye ulaşmıştı.

Tüm bunları düşünürken kafasının içinde bir şimşek çaktı. Evet! Bu sorgulamalar sistemin mevcut durumunu değiştirmiş , kendisinin de hayatında da depremler oluyordu sanki. Ne demişti usta? “Bir durum anlaşılması ve kabul edilmesi sistemin dengeye ulaşması için yeterlidir.” Edindiği yeni anlayış ile biraz sabretmesi gerekiyordu... Derinde bir yerden biliyordu artık; zihninden çok daha büyük bir akıl sistemi yönetiyordu. Ancak tıkanıkları açtığında sistemin hem onun hem de sistemin hayrına hareket edecekti. Geriye dönüş yoktu. Bir anda tüm sarsıntılara rağmen içinde bir huzur duydu... Tüm sistemlerinde de birbirleri ile olan ilişkisini fark etti. Geriye gitti, bildiği tüm tüm zamanın gerisine...

2 yorum:

  1. İçsel bir savaşın dışa vurumu gibi olmuş. Bir kaç yazınızı okudum hemen hemen tarzımla uyuşuyor, takipteyim sizi de kendi bloğuma beklerim.

    YanıtlayınSil