13 Aralık 2018 Perşembe

Neden İyiliğin Karşılığını Alamıyordu?


Herkese iyilik yapmak eğilimdeydi. Herkesin iyiliğini istiyor, kimseyi incitmek istemiyordu. Oysa bir süre sonra iyilik yaptığı insanlar ya onu sömürmeye başlıyor ya da uzaklaşıyordu. Kimseye yaranamıyordu. Bu kadar merhametli olmasına rağmen bu nankör insanları neden hayatına çekiyordu? Yine dönüp dolaşıp kendini suçlar gibi oldu, ancak tam o sırada bu konularda güvenebileceği biri aklına geldi. Açık açık soracaktı...


Nereye kadar iyilik yapmalı?

“Bizler hayatı karşıtlarla, zıtlıklarla öğreniriz. Kısa-uzun, ince-kalın, doğru-yanlış ve iyi-kötü... İnsan zihni böyle çalışır. Fiziksel hayatta bu karşılaştırmalar işe yararken, psikolojik dünyada bir engel olmaya başlayabilir. Ailemiz bize içtenlikle iyi ve kötüyü, doğru ve yanlışı öğretmeye çalışır. Oysa bu kavramlar tamamen görecelidir. Bir toplumda iyi olarak kabul edilen başka bir toplumda kötü olarak kabul edilebilir.

Görecelik dışında diğer bir boyut ise, yapılan eylemin sonuçlarıdır. Biz iyilik yaptığımızı sanarız, oysa belki de yaptığımız onu engellemektir, kötü hissetmektir veya başka bir şey. Bir kuş yumurtadan çıkmaya çalışırken, dışarıdan gelen bir yardım eli yumurtayı kırarsa, kuş çıktığında uçamaz. Kabuğu kırmak için gösterdiği efor onun kanatlarını güçlendirmektedir. Bize göre yaşadığımız olumsuz durumlar sonunda bir hediye bırakır. Bizden borç alan ve borcunu geri vermeye söz vermiş fakir birisi borcunu geri ödemeye kalktığında, ona iyilik yaptığımızı düşünerek ondan bu parayı almazsak onu küçük görmüş olabiliriz.

Her insan kendi kaderi ve kendi dinamikleri ile dünyaya gelir. Bunların çoğunu atalarımızdan taşırız. Bu dinamiklerin en önemlilerinden biri alma-verme  dengesidir. Ailesinde sevgi akışında herhangi bir tıkanıklık varsa – ki genelde vardır – kişi ya çok alma ya da çok verme eğiliminde olur. Vermek ve almak hem maddi hem de manevi anlamda olabilir. Ne alan suçludur, ne de veren. Milyarca kader birbirleri ile daima temas halindedir ve iç içe geçen bu küçük evrenler sonsuz bir akıl ile kusursuzca yönetilir. Dışarıdan bariz istismar gibi görünen durumda her iki insanın geçmişin payı vardır. Aksi mümkün değildir. Birey arkasındaki yüz binlerce yıldır gelen sistemin küçücük bir parçasıdır. Çaba, öfke, isyan, şiddet tüm ayrımlar bitene kadar devam edecektir. Tüm sistemler en sonunda tek bir sistemde birleşir.”


Acıyarak iyilik yapmak ile merhamet ile iyilik yapmak hakkında neler söyleyebilirsiniz?

“Bakış açımızı değiştirdiğimizde acımanın ne kadar büyük bir kibir olduğunu görmeye başlarız. Acımak durumun olduğu haliyle kabul etmemek ve durumu değiştirme çabasıdır. Yardım etme dürtüsü ile iyilik yaptığımızı düşünürüz. Oysa bu tür bir yardım ardında başka aile dinamikleri yatar. Kişi kendi içindeki sorunlarla yüzleşmediğinden başkalarına yardım ederek kendi egosunu besler. Egonun iyisi, ulvisi olmaz. Parlatılmış ego da yine egodur. Her yardım girişiminde sizin sisteminizde oradadır ve bu işleri daha da karıştırır.

Dolayısıyla merhamet ile iyilik yapmak kavramı da çok farklı değildir. Belki daha farklı bir ifade merhamet ile yaklaşmak olabilir. Eylem bile değil çünkü bazı durumlarda sadece birinin yanında bulunmanız o kişiye verilebilecek en önemli destektir. Sevgi ve merhamet olduğunda düşünceler, yargılar, iyi-kötü düşünceleri ortadan kalkar. Sadece kalbinizi dinler ve ne yapılması veya ne yapılmaması gerektiğini bilirsiniz. Sanki orada yokmuş gibi...”

Tüm bunlar çok mantıklı gelmişti, sanki zihninde değil de daha derin bir yerlerde bir titreşim hissetti. Hazmetmek ve uygulamak için biraz zamana ihtiyacı vardı. Ancak artık hiç bir şey aynı olmayacaktı...

2 yorum:

  1. Merhamet bir süre sonra eyleme dönmek istemez mi, eylem iyilik değil midir? İyiliği kişi karşısındaki için değil kendisi için yapar, iyi hissetmek için yapar. Aksi halde iyilik yorar.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Merhamet eylem gerektirir veya gerektirmek, bu duruma göre değişir. Bazen hiç bir şey yapmamak en büyük iyilik olabilir. İyiliği kendimizi iyi hissetmek için yapıyorsak, bu bencilce bir tavır olabilir ve diğerini küçülten bir yaklaşım... Diğer önemli bir konu da iyi hisseden gerçekten kimdir? Ve buna neden ihtiyacı vardır?..

      Sil