27 Eylül 2013 Cuma

Beynin Gizli Hayatı


“Kafamın içinde biri var ama o ben değilim.”
Pink Floyd


Incognito, Türkçeye çevisi "Beynin Gizli Hayatı" kitap beynimizi analiz eden, güzel örnekleri olan ama talihsiz yorumlarıyla insanı şaşırtan bir kitap olarak ortada duruyor. İşte kitabın ana hatlarına ve insanı düşündüren kısımları:

Birçok davranış ve duygumuzun kaynağı bilinçaltımızdır.
Beynin görevi bilgi toplamak, vücudu hareket ettirmek ve davranışları kontrol etmek. Kitapta belirtilmeyen bir yönü de özellikle gözümüzün maruz kaldığı veri bombardımanını filtrelemek, gerekli olanları hatırlamak, ve daha sonra yeni anıları için eski hatıraları silmek... Bu beynin kitlenmesini önler.

Bilinçaltımız hayatımızın genelini yönlendiriyor, otopilot gibi... Özellikle ustalaştığımız etkinlikleri ‘bilinç’ devre dışı kaldığında yapabiliriz. Tenis gibi sporlarda top o kadar hızlı gelir ki, bilinçli bir şekilde vurmak imkansız gibidir. Düşünecek ve karar verecek bir süre yoktur.

Gözlem yeteniğimiz de oldukça yanıltıcı olabilir. İllüzyon gibi algılanan birçok görseli olduğundan farklı algılarız. Ayrıca zihnin kendine has bir ‘varsayım’ hastalığı vardır. Belirsizliği sevmeyen zihin, gelecekle ilgili, göremedikleri veya hatırlayamadıkları ile ilgili ‘boşluk’ları doldurur.

Özellikle odaklanmadığı kısımları... Aynı yerde, aynı olayı yaşayan insanlar olayları farklı şekilde hatırlar. Mahkemelerdeki şahitlerin gerçeği büyük bir oranla yanılttıkları ispatlanmış durumda.

Dolayısıyla zihin sadece ‘öğrenmesi gerektiği kısım’ ile ilgilenir. Bunun yanısıra zihin bilgi ve deneyimlerine göre algılar ve düşünür.



Bir küpün iki boyutlu çiziminde küpün derinliğini iki farklı şekilde algılayabilir. Ama iki seçeneği aynı anda göremez. Ancak gerçek sadece iki boyutlu bir zeminde çizgilerdir.
Kitabın içeriğinde atlanan bir diğer konu da şudur:
Deneyim ve bilgi ‘geçmiş’ kaynaklıdır... Öğrenme ise şimdi gerçekleşir. Bu sebeple yeni bir şey öğrenmek için açık bir zihin şarttır.
Amerika’daki yerliler ilk defa gemileri ile gelen kaşiflerin gemilerini görememişler ve onları gökten inen ruhani insanlar zannetmiştir. Çok uzun zaman kör olan kişi yıllar sonra geçirdiği ameliyattan sonra, gözleri çalışmasına rağmen, görmekte zorlanmıştır. Görme işleme zihin tarafından gerçekleşir.

Diğer bir örnekte ise, sağ tarafı tamamen felç olmuş bir kişi her iki gözünü de kapattığını düşünür. Sağ göz kapağı çalışmaz, göz görmeye devam eder ama kişi bunu algılamaz. O her iki gözünün de kapalı olduğunu söylemektedir. Sağ gözüne gösterilen parmak sayısı sorulduğunda doğru cevap veren kişi, cevabı nasıl bildiği anlamamaktadır. Göz görür, veri beyne gider ama zihin hala gözün kapalı olduğuna inanmaktadır.

Görsel veriler ise duyduklarımıza göre daha belirleyicidir. Venrilog’un sesi kişinin kendinden çıkmasına rağmen, görsel olarak konuşan kukladır ve biz sesin kukladan geldiğine yemin edebiliriz.

Diğer ilginç bir konu da bilinçsiz öğrenmedir. Siz farkında olmadan da bazı şeyleri öğrenirsiniz ve daha sonra nasıl bildiğinizi, o yolu nasıl bulduğunuzu anlamazsınız.



Rober Heath'in ‘Bilinçaltımdaki Reklamlar’ kitabında da sıkça bahsedilen konu, bilinçaltı öğrenme çok kuvvetlidir, çünkü bilinçli olarak yeni bir fikre, bilgiye itiraz olmaz. Zihnin bir özelliğinden biri de dışarıdan gelen tavsiye ve önerileri bilinçaltından tehdit olarak algılamasıdır. Bu da bilinçsiz öğrenmeyi güçlendirir.

Bu öğrenmeyi güçlü kılan gerçeklerden biri de, daha önce gördüğümüz veya duyduğumuzu şeyi daha kolay kabul ederiz.
Incognito kitabının üçte birlik kısmından sonra bakış açısının ilgileştiğini söyleyebiliriz. Genel olarak yazar ilginç bir şekilde zihni insanla özdeşleştirip, kontrolün neredeyse hiç olmadığına inanıyor.

Prefrontal Korteksi, zihnin CEO’su gibi görüp, sadece gerek gördüğünde müdahele ettiğini ve genel stratejiyi verdiğini iddia ediyor. Aslında tam tersi, bedeni korumak ile yükümlü olan eski beyin (sürüngen beyin) asıl patrondur. Ancak eski beyin kendini güvende hissederse, Neo Korteks devreye girebilir...

Ayrıca zihni analiz edebilen insanoğlu, zihinden öte olmalı ki, zihni gözlemleyebiliyor... Ayrıca farkındalık düzeyi yüksek olan kişiler, genellikle kontrolleri zihnin çok üzerinde; yazar, diri diri kendini yakarak ve tek kılını bile kıpırdatmayan Budist Rahibi nasıl analiz ederdi?



Bebekler belli bir bilinçle dünyaya gelirler. Beş aylık bir bebeğin bile bir iyi-kötü kavramı vardır. Bu ancak ortak bilinçle birbirine bağlı insanlık olarak açıklayabilirsiniz. Aynen, farklı bir ada maynmunların yeni bir davranış öğrendiklerinde diğer adadaki maymunların da aynı davranışı sergilemeye başlaması gibi. Yazarın ise yorumu, beynimiz bir bilgisayar ve belli yazılımlarla paket halinde hazırlanmış(!)

Genetik olarak ektilişimin minimum olduğu kanıtlanmıştır: Milyonda 2-3 civarında...
Buna rağmen, kitapta insanın tüm beyninden kaynalı tüm çıktılarının genler ve çevresel olduğu vurgulanmaktadır.
İnsanların da birbirleri ile eşit yaratılmadığı...

Son olarak, Kuantum Fiziği’nin Olasılık kavramını tahmin edilemez şeklinde yorumlayan David Eagleman, insanoğlunun hayatı hakkında hiçbir seçim yapamayacağını belirtiyor.
Kendisi dışında sanırım...
Bu güzide kitabı yazma kararını bilinçaltının hangi kısmı vermiş acaba?

2 yorum:

  1. blog hayatınızda başarılar dilerim, bloguma beklerim... http://yaz.ma/fhcho

    YanıtlayınSil
  2. blog hayatınızda başarılar dilerim, bloguma beklerim... http://yaz.ma/fhcho

    YanıtlayınSil