24 Ocak 2013 Perşembe

Uzay Müzesi



İstanbul'da sadece bir yerde çocuklar ayın üzerinden selam verebiliyorlar.
Burası Uzay Müzesi, Marmara Forum... 'A Human Adventure'


Her ne kadar tüm o aya gidiş hikayelerini, roketlerini, uzay mekiklerini bilsek de, onları müzede görmek çok farklı duygular yaşatıyor insana. O dönemleri yeniden yaşıyor, o heyecanı tekrar hissediyorsunuz. Dünyayı dışarıdan bakmanın, galaksiler, nebulalar görmenin insanın bakış açısını sonsuza değiştirdiğine inanıyorum.


1960’lı yıllarda, Rusların ve Amerikaların soğuk savaş döneminin belki de tek faydalı tarafı uzay konusundaki rekabetidir. Bunun sonucunda Amerikalı ve Rus maymun ve köpeklerden sonra insanoğlu uzaya çıkıp, daha sonra da Kennedy’in Ay’a gidişi hedeflediklerini açıklayan o müthiş konuşmasından tam 7 yıl sonra insanlar aya bastılar.


İnsanlık olarak, 1969’daki teknoloji ile sınırları nasıl aştığımızı, nasıl bir cesaret gösterdiğimizi daha iyi anlıyorsunuz. Bir konserve kutusuna benzeyen o dönemki roket ve araçlar ve içindeki kablo ve mekanik parçaları görünce insan bir kez daha şaşırıyor.


Şu anda neler oluyor? Mars’da gezen bir aracımız, Evren’in elinden geldiği kadar gözlemleyen Hubble teleskobu ve uzayda 6 mürettebatı ile yörüngede gezen Uzay İstasyonu... Uzay konusunda, ülkeler arası rekabetin azaldığı bu dönemde keşifler ve ilerlemeler azalmıyor...


2001 Space Odeyssey, o seneye yetişmedi ama uzayın o muhteşemliği ve sonsuzluğu ile keşifler devam edecek ve ‘sınırsız’ olan Evren'e açılmaya devam edeceğiz...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme