17 Kasım 2012 Cumartesi

Peaceful Warrior



Sonunda yazar olmuş bir kahramanın gerçek hikayesi...
Peaceful Warrior, Dan Millman’ın hayatındaki dönüşümle ilgili bir film.

Hikayenin içinde birçok öğreti var; Socrates takma isimli yarı gerçek yarı hayali bir bilgenin Dan’in hayatında yaptığı değişikleri konu alıyor.

1946 doğumlu Dan, okulda en iyi jimnastikçilerden biridir. Yakışıklı, hırslı, biraz ukala, her şeyi bildiğini düşünen bir gençtir.  1966’da, gördüğü kabusların etkisi ile sabah üçte benzin istasyonuna gider ve burada Sokrates ile tanışır.


Dan hırslıdır ve altın madalyayı almak tek amacıdır. Kimsenin gerçekleştiremediği hareketleri dener. Madalya kazanamama endişe ise onda korku yaratmaktadır. Bu sebeple kabuslar görür ve bir gece rüyasında bacağının kırıldığını görür. Dan’in kabusları gerçek olur ve gerçekten motosiklet kazası sonucunda bacağı on yedi yerinden kırılır ve devamlı kalacak bir metal konulur bacağına. Doktorlar Dan’in bir daha jimnastik yapabileceğinin imkansız olduğunu söylerler ve Dan’in koçu da buna inanır.

Dan sadece on ay sonraki seçmelere katılmak için çalışmaya başlar.
Bu sırada Sokrates’ten öğrendikleri onun hayata ve kendine bakış açısını değiştirir.
Sokrates ilk adım olarak Dan’in zihnini boşaltmasını ister ve Şimdi’ye odaklanmasını. Dan’in zihni devamlı gelecekteki altın madalyada olduğu için kendini an’a veremez. Uzun zaman alsa da Dan her anın eşsiz olduğunu, her şeyin her zaman değiştiğini, her an bir şey olduğunu anlar. Dan yemeğini bile hızlı yer; yavaş ve hissederek yese yediğinin tadına varacaktır.

Sokrates kendine Huzurlu Savaşçı der, çünkü verilmesi gereken savaş insanın içindedir.

Sokrates, her şeyi bildiğini düşünen Dan’e “Bilgi” ve “Bilgelik” arasındaki farkı açıklar:
“Bilgi, bilgidir, Bilgelik ise yapmaktır.”
Sokrates’e göre Hayatın üç kuralı vardır:
1. Paradoks
   Yaşam bir gizem, nasıl olduğunu anlamak için zaman harcama.
2. Mizah Anlayışı
    Mizah anlayışını kaybetme, özellikle kendinle ilgili olan kısmını
3. Değişim
    Her zaman her şey değişim içindedir.


Hayatta her yaşadığımız olayın bir sebebi vardır, Dan’in kazasının bile, bunu bulmak kişiye kalmıştır. Bu olayları ve kişileri biz çekeriz. Seçimlerimiz hakkında bilinçli olmalıyız, hareketlerimizden de sorumlu.

Altın madalya ve başarıya takıntılı bir hale gelmiş Dan’e Sokrates şöyle der:
“Elde etmek istediğin şeyi elde edemediğin için acı çekiyorsun, ama istediğini elde edince de acı çekeceksin, çünkü istediğin şeyi uzun süre elinde tutamayacaksın veya sana yetmeyecek.”

Dan geçmişte sahip olamadığı ve hiçbir zaman sahip olamayacağı bir şeye teslim olmaktadır: “Kontrol”... Dan’in kendini, çevresini, hayatını kontrol etmek yerine hayatın akışına güvenmesi gerekmektedir.

Sokrates, başkalarının inançlarına veya doğrularına göre değil, kendi içinden gelecek cevaplara göre hareket etmesini söyler.

Sokrates savaşçı olmakla ilgili şunu söyler:
“Savaşçı sevdiği şeyi yapmaktan vazgeçmez. Savaşçı olmak mükemmel olmakla ilgili değildir, zaferle ilgili değildir, zarar görmemekle ilgili değildir, savaşçı olmak tamamen savunmasız olmakla ilgilidir. Gerçek cesaret işte budur.” Kalkanlarımızı indirirsek kendimizi bulabiliriz.

Sokrates bir gün Dan’e ilk günden beri onu götürmek istediği bir yerden bahseder; artık hazır olduğunu ve bunu hakkettiğini söyler. Dan çok sevinir, mutlu bir şekilde yaklaşık üç saat tırmanırlar. En sonunda Sokrates ona yerdeki taşı gösterir. Dan hayal kırıklığına uğrar, çok daha kıymetli bir şey beklemektedir. Ancak yolculuk sırasındaki keyifli zamanı anlayınca şöyle der: “Yolculuk bize Mutluluğu getirecek, Hedef değil...”

Filmin sonunda Dan, Olimpiyat seçmelerine katılır, filmde Dan’in performansı ile biter, çünkü madalya önemli değildir artık...


Dan Millman jimnastik kariyerini dört altın madalya ile tamamlar.
Daha sonra Psikoloji Bölümünden mezun olup öğretmen ve yazar olur.

Sokrates’den derin bir öğreti ile bitirelim:
“Ölüm üzücü değildir, çoğumuzun hiç yaşamamasıdır üzücü olan.”

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme