17 Nisan 2019 Çarşamba

Unicorn Store


Çocukluğunu hatırlıyordu. Ailesinin tek kızıydı. Çocukken herkesin sevgisi ve ilgisi onun üzerindeydi. Havada uçuşan köpük balonların peşinden gider, boyama yapmaya bayılırdı. Neşe onun doğasında vardı. En büyük hayali ise tek boynuzlu bir ata sahip olmaktı. Ailesi onun bu istediğini reddetmek durumunda kaldıklarında hayal kırıklığına uğramıştı.

Yaşı büyümüş, çalışma zamanı gelmişti. Halen onunla arkadaş gibi olmaya çalışan anne ve babasının yanında yaşıyordu. Anne ve babasının onu başkaları ile kıyaslamasından bıkıp usanmıştı. Ayrıca onların bu arkadaş tavırları hiç de hoşuna gitmiyordu. Evde anne ve babasına ihtiyacı vardı, arkadaşa değil... Resim kursu almış, ancak tuvalin dışına taşan boyama stili ile hemen dışlanmıştı. Her zaman kendini başarısız hissediyordu. Artık hiç bir şey yapmak istemiyordu. Bütün gün televizyonun başında otururken bir iş ilanı dikkatini çekti. Tam anne ve babasının takdir edebileceği bir işe benziyordu.

Ertesi sabah iş kıyafetlerini giydi, greyfurt suyu ve kutu kutu pense... Fotokopi çekerek başladığı ilk iş gününde şirketin başkan yardımcısı ile tanıştı. Duygusuz gibi olan bu adam ilginç bir şekilde firmanın tek düzeliğinden ve yaratıcı bir iş çıkaramamaktan bunalmıştı. Onlarca kişinin kutu kutu bölünmüş masalarda oturması ve cansız renkler giyerek iş yapmasını yadırgamıştı ama bir işi vardı en azından. İşte tam o sırada ilginç kartlar almaya başladı. “Dükkan” isimli bir yerden gelen mesajlardı bunlar. Merakına yenik düştü ve dükkana gitti. Oradaki ilginç satıcı ona tek boynuzlu bir at vadediyordu! Ancak koşullar vardı.


Önce bir ev yapması gerekiyordu. Bu ev belki de ona yaşaması gereken evi simgeliyordu. Artık yetişkindi; kendisi de biliyordu ki anne ve babasının evinde daima çocuk olacaktı. İş yerinde ise işler yolunda gibiydi. Onu kıskanan çalışanlar hariç... Bakan yardımcısı ondan yeni bir elektrikli süpürge tasarlamasını istedi. Renk cümbüşü bir çizimden sonra kendini toparladı ve kendine kareli bir defter aldı. İş ciddi bir şeydi; çizgilerin içinde kalması gerektiğini düşündü.

Boynuzlu at için gereken ikinci görev kalbini sevgi ile doldurmaktı. “Kalbindeki nefret onunki için bir hançer olabilir”demişti satıcı. Evde de aile ile de ilişkilerinde aynı durum geçerli olmalıydı. Çok kolay gibi görünen bu görev için biraz derine inmesi gerektiğini anlamıştı. Hem tasarım konusunda hem de verilen görevlerde hayal kırıklığına uğramaya başladığında en büyük kaynağı devreye girdi: Annesi...


Yapabileceğin en yetişkince şey önemsediğin şeylerde başarısız olmaktır” dedi annesi. Bu onun en iyi yaptığı işti. Yeniden şarj olmuş gibiydi. Zihnini dinlemeyi bıraktı ve içindeki yaratıcılığı dinlemeye karar verdi. Onun elektrikli süpürgesi insanların içindeki korkuları ve endişeleri süpürecekti...

Artık kendini tek boynuzlu bir at gibi hissediyordu; masum, saf ve ilahi...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme