21 Ocak 2016 Perşembe

The Big Short


Dünyadaki en uzun yapılan araştırma 75 sene süren bir araştırma... Bugün 80 yaşının üzerine gelen kişilerin tüm hayatlarını inceleyen ve onların nasıl ve nelerden mutlu olduğunu inceleyen ve belli aralıklarla kontrol eden bir araştırma. Araştırmanın sonucunu söylemeden önce bu konu ilgili yapılan anketin sonucuna bakalım; hayatta mutlu olmak için hedefiniz nedir? Yüzde 80 kişi ilk sırada zengin olmak derken, yüzde ellisi ise ünlü olmak amacını ilk ikide yer vermiş... Peki neden bu kadar para ve ün önemli?

İnsan zihni referans noktaları ile karşılaştırma yaparak çalışır. Onun için karşıtlıklar, kıyaslamalar olmak zorundadır. Bebeklik çağında keşfi ise ayrı bir fiziksel beden olduğudur. Bunun üzerine geliştirdiği kişilik yan “Ben olmak” için başkalarının olması gerekir ve devamlı kendini onlarla karşılaştırmaya başlar. Ünlü olmak zihnin gözünde var olduğunun en büyük ispatıdır ve doğal olarak diğerlerinden daha iyi veya üstün olduğunu düşünür. Zihnin en temel görevi ise özdeşleştiği bedeni hayatta tutmaktır... Para ise ona sanal bir güvence hissi verir. Diğer taraftan para ünlü olmak için de araç gibi görülür; ev, araba, statü; egonun favori arzuları...
 

Bazen bu arzuları kullanan sistemler ortaya çıkar; bankerler veya saadet zincirleri... Arkasında temeli olmayan finansal zenginleşme araçları. Ama hiç böyle bir durumu Amerikan morgıç sisteminde olma ihtimali olur muydu? Az bir teminatla yüz bin dolarlık ev alınıp, bu ev teminat gösterilerek daha büyük bir kredi çekilmesi ve bu kredileri notlandıran firmaların rekabetten ötürü devamlı iyi notlar verilmesi... Bu da yetmiyormuş gibi iyi ve kötü kredili finansal ürünleri paket yapıp değişik isimler altında pazarlanması... Sonuç 2008’de diğer ülkeleri de etkileyen milyonlarca kişinin işsiz kalmasına sebep olan Amerikan Morgıç Krizi.

Film, tüm bu krizi geldiğini gören bir gözü kör Michael Burry ve onun gibi bu durumu hisseden bir kaç farklı grup insanın girdikleri büyük risk. Bu insanların yaptıkları Amerikan gayrimenkul piyasasına sigorta yaptırmak gibi bir şey... Bankalar böyle bir risk görmedikleri için büyük bir keyifle sigorta primlerini almaya devam ederler, ancak tüm bu felaket patlak verirken bu kişiler de bu durumdan bireysel olarak istifade ederler...
 

Tam derinlerde yatan mekanizma nedir? Bu basit bir finansal kriz değildir. Cevap kolektif olarak daha fazlasını istemek ve egonun arzularının doymaması, kolektif olarak oluşturduğumuz güvenlik illüzyonu  peşinde koşmak mı?..
Filmle ilgisi olmayan araştırmanın sonucunu merak ediyor musunuz? Bu seksen yıllık serüvenin ardından kimler daha huzurlu, mutlu ve sağlıklı olmuşlar? Sevgileri ile beraber daha sıkı bağları olan kişiler... Daha fazla insan değil, sosyal medyada daha fazla arkadaş değil; sevdikleri ile fiziksel anlamda daha kaliteli ve yoğun bağ kuranlar... 

2 yorum:

  1. Filmin konusu harika sizinde blog isminiz bir o kadar tuhaf ve güzel :) bloguma beklerim
    ucluklavye.blogspot.com

    YanıtlayınSil