18 Haziran 2013 Salı

Sözler


Başımıza gelen hiç bir şey dış kaynaklı değil... Bazen buna inanmak çok zor olabilir. Hatta delice... Ancak gerçek bu... Biz ne söylüyorsak, ne düşünüyorsak yarattığımız dünya da O!

Başımıza gelen tüm durum ve olaylar, uzun zaman önce ‘her bireyin’ attığı tohumların bu yeşermesi... Toplumların başına gelen ise kolektif bilincin bir yansıması... Bizim dışımızdaki olaylara tepkili olmakta kendimizi haklı görebiliriz ancak herkesin şapkasını önüne koyup işlerin sansasyonel tarafından, yüzeyde görünen dramlarından ve en önemlisi de kendi inançların sıyrılması gerekiyor. Hayallerimizdeki hayatı oluşturmak için tek yol; kendi düşüncelerimizi izlemek ve bunu bir alışkanlık olarak özümseyi ‘istemek’...

Özellikle televizyon ve medya aracılığı ile empoze edilen sanal değer yargılarından kurtulup, öz değerlerinin farkına varıp sahip çıkmalıyız... Bunu sadece bugün değil; her gün yapmalıyız.

Tüm olgular bir etki-tepki meselesidir. Nefret, şu anda beslenmek için tepki bekliyor... 
Peki, söylemlerin sevgi dolu olduğu, kişilerden çok fikirlerin olumlu bir şekilde konuşulduğu bir ortam için tohumlar atılırsa neler olur?


Biz sözcüklerle düşünürüz ve konuşuruz. Belki de en çok kendi kendimizle konuşuyoruz; her şey iç sesinizin kullandığı sözcüklerle başlar. İşte, durup otururken bile iç sesimize dikkat edelim... Genel olarak olumlu mu yoksa olumsuz kelimeler mi yankılanıyor? Yargılar, şikayetler ve eleştir mi yaygın? Yoksa olan olayların ardına bakıp derin bir anlayışın ışığında, geleceğe yönelik neler yapılabileceğine mi bakıyoruz?

Toltek Bilgeliği kitabında, Don Miguel Ruiz dört anlaşmanın ilk maddesinde sözlerden bahsediyor:

"Kullandığınız Sözcükleri Özenle Seçin"

Sözler sizin yaratma gücünüzdür. Her şeyi sözler aracılığı ile gerçek kılarsınız. Söz, bir güçtür; kendinizi ifade etme ve iletişim kurma gücüdür. Sözle düşünürsünüz. Düşünmekte kullandığınız sözlerle yaşamınızdaki olayları yaratırsınız. Sözünüz en güzel rüyayı da yaratabilir, etrafınızdaki her şeyi de yok edebilir. Söz tohum gibidir ve insan zihni son derece verimlidir!

Sözlerin arı, saf (impeccable) olması çok önemlidir. Impeccable, ‘günahsız’ olmak demektir. Günahsız olmak demek davranışlarının sorumluluğunu üstlenmek ama kendini yargılamamak ve kendini suçlamamak anlamına gelir. Sözünüzü özenli bir seçicilikle kullanmak, “günahsız” sözler kullanmak enerjinizin doğru kullanımıdır.



Söz saf büyüdür. Söz biz insanların sahip olduğu en güçlü armağandır. Kara büyünün en kötü şekli dedikodudur. Dedikodu, kara büyünün en kötü halidir. Çünkü saf zehirdir. Sizin fikirleriniz sizin bakış açınızdan başka bir şey değildir. İlle de doğru olması gerekmiyor. Fikirleriniz inançlarınızdan, egonuzdan ve bireysel rüyanızdan kaynaklanıyor. Zehri yaratıyoruz ve başkalarına yayıyoruz çünkü kendi bakış açımızın doğru olduğunu hissetmek istiyoruz.

Sözlerimizi özenle seçerek ‘bağışıklık’ da kazanabiliriz. Başkalarının negatif telkinlerine karşı bağışıklık kazanacak ve size söylenen olumsuz sözlerden etkilenmez hale gelebilirsiniz.

Sözlerin saflık derecesi, öz-sevginizin boyutuyla ölçebilirsiniz. Kendiniz ne kadar sevdiğiniz ve kendinizle ilgili ne hissettiğiniz, sözünüzün kalitesi ve onurluluğuyla doğru orantılıdır. 
Sözlerini doğru kullanın. Sözlerinizi sevginizi paylaşmak için kullanın.

2 yorum:

  1. bağışıklık kazanmak için neler yapılabilir?bir daha ki konunuz bu olsun.Benim bunu öğrenmem gerekiyor.sevgiler .bahceperim.blogspot.com

    YanıtlayınSil
  2. Merhaba,

    Olumlu sözler kullanmaya ve bu şekilde düşünmeye başlarsanız bir süre sonra bu sizde bir alışkanlık ve hayat tarzı halini alacaktır.

    En fazla dışarıdan gelen etkiler sizi rahatsız ediyor diye anlıyorum.
    Size kendi uygulamalarımdan bahsedebilirim:

    1. Bu kaynaklardan mümkün mertebe uzak duruyorum. Bu konuda ün yapmış gazeeleri almıyorum, TV seyretmiyorum, veya seyrederken seçici oluyorum ama en iyisi hiç açmamak.

    2.Çok fazla şikayet eden, karamsar kişiler ile konuşurken onlara kendi olumlu yaklaşımımı sergilemeye gayret ediyorum. Direniyorlarsa onları değiştirmek için uğraşmıyorum. İnsan sadece kendini değiştirebiliyor.
    Metafor yaparak, bir olumsuz konu, birinin olumsuz enerjisini sağlı bir bağı keser gibi elimle kesip atıyorum.

    3.Kişiler hakkında değil, olgular hakkında konuşmaya gayret ediyorum.

    4.Çevreme bakarken, her şeyin ne kadar muhteşem olduğuna bakıyorum. O anı hissetmeye ve 'konsantre' olmaya çalışıyorum.
    Eckhart Tolle'un 'Şimdinin Gücü' kitabını öneririm. An'da kalmak için yapılan tüm eylemler sizi olumluya götürüyor.

    Bir süre sonra 'bağışıklık' kendiğinden gelecektir...

    Sevgiler...

    YanıtlayınSil