18 Mart 2020 Çarşamba

La Enfermedad Del Domingo


“Bazı anılar akıp gider ve yaşamamıza yardımcı olur. Diğerleri ise durgundurlar. Çok güçlüdür. Tekrar hareketlendirmezsek bizi perişan ederler.”
Annesi hep daha fazlasını istemişti. Daha zengin olmak, daha başarılı, daha düzenli...
İstediklerini elde etmek her türlü fedakarlığı yapmaya hazırdı. Taşradan çıkıp zengin bir kadın olmak için her şeyi göze almıştı.

Bir türlü aklı almıyordu. Buna değmiş miydi? Artık bilmek istiyordu. Yıllar sonra onu sekiz yaşındayken terk eden annesini bulmuştu. Tüm yüzleşme için sadece on gün yeterliydi. Sanki bir parçası sekiz yaşında takılı kalmıştı. Her türlü detayı hatırlıyordu. Sakin duruşunun ardında yüreği öfkeden alev topuna dönüşmüş bir kız çocuğu vardı.

Annesi ise güç ve para sahibiydi, ancak mutlu görünmüyordu. Hep daha fazlası gerekiyordu sanki. Yorgundu... İkinci kızıyla da arasında samimi bir ilişkileri yoktu. Şimdi farklı bir planı vardı. Artık görülmek istiyordu. Denklemde eksik olan biri daha vardı; babası...

Annesi ile geçmişin hiç tozlanmamış yapraklarına bakmaları, öfke patlamaları ve sonunda “anne” ve “kızım” sözcükleri... Oysa o artık çok hastaydı. Annesinin yokluğunda, hayatı hiç bir zaman dolu dolu yaşayamamıştı. Vasat işler, bağımlılıklar, sıradan ilişkiler... O da fazlasıyla yorgundu.

Annesini tüm yaptıklarından sonra zor bir görev bekliyordu...

“Hepimiz dinlenmeyi hak ediyoruz...”

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder