16 Mart 2020 Pazartesi

Honey Boy



Hayatımızda başımıza gelen olaylar, seçtiğimiz meslekler, ilişkilerimiz... Hepsi ailemizle ilgilidir. Aile dinamikleri, çocukken yaşadıklarımız veya kök ailemizin geçmişinde olan travmatik olayların yarattığı bir olgudur. Bunun farkında olmadıkça, neden bu mesleği seçtiğimizi ve neden sürekli bazı olayları üzerimize çektiğimizi anlamayız.

Tehlikeli durumlar içeren meslekler bu gruba dahildir. Aksiyon sahnelerinde rol alanlar çoğu zaman ölümle hayatı ayıran çizgiye yaklaşırlar. Honey Boy isimli filmde kahramanımız riskli sahnelerde rol almanın yanı sıra özel hayatında da zor durumlarda kalır. Bunlardan biri de içkili araba kullanarak kaza yapmasıdır. Bazı durumlar, olaylar Otis’i tetikler.

Artık onun derinindeki probleme bakmak için bir yardım eli gerekmektedir. Psikoloji konusunda uzman biri onun çocukluk hikayesi ile başlar. Otis’in anne ve babası ayrıdır. Babası ile yaşayan Otis, içsel olarak anne ve babasının arasında kalmıştır. Babası anne hakkında olumsuz konuşmalar yaparak oğlunu yanına çeker. 12 yaşındaki oğluna bir paket sigara hediye eden bir babadır. Otis ise oynadığı küçük rollerle az da olsa tanınmaktadır. Babası onun üzerinden para kazanır ve onu devamlı mesleği konusunda zorlar. Otis bu durumdan ve ilişkilerinden hiç mutlu değildir. Babasında daha iyi bir baba olmasını talep ettiğinde ise aldığı yanıt fiziksel şiddettir.

“Hep gerçek bir baba olarak davranmanı bekledim. Bunu bir kez olsun yapmadın. Seni uzun zamandır özlüyorum baba...”
Otis’in babası sabıkalı biridir. Bir çok bağımlığı olan biri. Onun annesi (Otis’in babaannesi) yazar ve şair... ve bir alkolik. Annesi oğlu 11 yaşındayken kadınlardan hoşlandığını açıklar. Annesinin sevgilisi olan kadın da alkoliktir ve çocuğu her seferinde döver. Çocukluğunda elinin alçıdan kurtulduğu zamanları hatırlayamaz. Annesi camdan otobana düşer. Ölümünden sonra askere gider. Tüm bunlar onu uyuşturucu bağımlısı olmaya sürükler. Kendinden geçtiği bir anda, bir kızın arabadan atlamasına sebep olduğundan kendini dört yıla yakın bir süre hapishanede bulur. Kapalı kaldığı dönemde Tanrı’ya yaklaşır ve kendi oğlunu – Otis’i – elinden geldiğince büyütmeye çalışır.
“Babamın bana verdiği tek değerli şey; acı... Şimdi benden onu almaya mı çalışıyorsunuz?”
Her ne kadar Otis çocukken babasına karşı öfkeli olsa da, ona yakın olmak onun için hayatta kalmak demekti; hayatta kalmak anlamına geliyordu bu. Ailemizdeki duygu durumunu takip etmek bir şekilde aileye olan bağlılığımızı gösterir. Aileye bağlanmanın çok ilginç ancak sık görülen bir yoludur... Oysa atalarımızı, onların kaderlerini, yaşadıklarına rağmen hayatta kaldıklarını gördükçe, anladıkça, kabul ettikçe kaderimiz bize güç vermeye başlar. Bu uzamış çocukluktan yetişkinliğe geçişte en önemli etkendir.
“Sen bir alkolikler soyundan geliyorsun oğlum. Acı çeken ve ne yapacağını bilemediği için çok içen iyi insanlardan oluşan kocaman bir sülaleden. Her birimiz kin tuttuk. Her birimize kazık atan biri oldu."

6 yorum:

  1. Eve kapandığımız şu günlerde izlenebilir.

    YanıtlayınSil
  2. Tramvalar bizi gecmisle,yasadiklarimizla yuzlesmeye goturur..aslinda her tramva derin etkiler birakir insan ruhunda.Ayni zamanda da yaşamın ve varolmanın anlamını da fısıldar çekilen acılarla..ailemiz etkenlerden sadece bir tanesidir..kısının yazgısı biriciktir,kendine ozeldir.yasadigimiz hayatı sorgulamaya başladığımızda,hep dış etkenlerin üzerimizde haksızlık ettigi gorusu hakimdir onceleri..bu dogru gelebilir basta..ta ki yasadiklarimizda tanrinin bizim uzerimizdeki plani gercegini farkettigimizde artik evrensel sistemin nasil isledigini idrak etmis oluruz.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Yorumunuz için teşekkürler. Evet tekamülümüz için gereken plandır hayatımıza yön veren. Bu planın yansıması ailemizle ilgilidir. Aile sistemini anladığımızda az da olsa özgür irademiz devreye girer. Sevgiyle Kalın.

      Sil