17 Ekim 2018 Çarşamba

First Man - Ay'da İlk İnsan

“İnsan için küçük bir adım, insanlık için büyük bir adım.”
Bu sözün sahibini hemen hemen her insan bilir. Bilmeyene de aya giden ilk insanın adını sorduğunuzda bilecektir... Neil Armstrong. İkinci olan kim? Genelde bu soruya doğru cevap verme oranı dramatik bir şekilde düşer. 

First Man filmi isminden de anlaşılacağı gibi aya ayak basan ilk insanın hayatını konu alıyor. İkinci olan Buzz Aldrin’i değil. Zihinler her zaman ilk olan olanlara puan vermeye ve onları hatırlamaya yatkındır. 

Peki kimdir Neil Armstrong? Hepimizin aklında az da olsa bir imajı vardır? Aya gitmek! Kahraman, yetenekli, mutlu?.. Buzz belki de çok şanslıdır. Ünlü olmanın diğer insanlarda yarattığı yanılsamadan o kadar etkilenmemiştir.


Neil, savaşa katılmış ve sonrasında sıra dışı uçuşlar yapan sivil bir uçak pilotudur. Karısı onu sabit olarak nitelendirdiği için evlenmiştir. Karısının arayışı güvenli ve fazla değişmeyen bir hayattır. Neil, uzun badirelerden sonra Apollo 11'e kumanda edecek astronot olarak seçilir. 8 yıllık çalışma ve bir çok arkadaşının ölümünün ardından aya gidecek insan olarak seçildiğinde ona ısrarla sorarlar: “Nasıl hissediyorsun?” Cevap: “Memnum oldum.” Herhangi bir mimik ve duygu olmadan. 

Neden bu kadar donuk? Neden hiç duygusu yok? Disiplin ve ciddiyet diye düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Neil, savaş travmalarının yanı sıra kaybettiği kızı ve yeni kayıplar, onun donmasına sebep olan faktörler. Kimseyle kızı hakkında konuşmaması ve duygularını hissetmemesi, onu soğukkanlı bir şekilde görevlerde yer almasını sağlamış. Filmde özellikle eşinin evi ve iki oğlunu toparlama çabasını görüyoruz. Son derece riskli görevi öncesinde onlarla veda etmeyi bile ihmal edecek kadar donmuş bir adam... Travmaları kimsenin umurunda değil, herkes kahramanlığı ile ilgili...


Öte yandan konunun diğer bir boyutu var. Aya gitmek... Apollo 11 öncesi harcanan para ve hayatlardan dolayı protesto edilen NASA, aya iniş gerçekleşince yaklaşık 400 milyon kişi televizyondan canlı bir şekilde izliyor ve alkışlıyor. Elbette Aydan dünyaya bakmak, bakış açısını muazzam bir şekilde değişir. Kaya ve tozdan başka bir şey olmayan Ay’a gitmek gereksiz bir zahmet gibi gözüküyor. Asıl amaç ise Rus’larla girilen rekabet. Karşılaştırma ve rekabet kararların ardında olduğu sürece şefkat ve sevgiye yer kalmaz... 

Keşif, yaratıcılık içimizde, ruhumuzda var; buna kıyas ve rekabet girdiğinde Amerika kıtasında yaklaşık 200 milyon yerli kişi öldürülüyor, kuantum fizikçileri atom bombasının yapılmasını sağlıyor. Ezbere taktir etmeden önce her konuda detaylıca ötesine bakmak gerekir... 

1 yorum:

  1. Bu konunun bu yanını, yani insani yanını hiç düşünmemiştim. Gerek Neil, gerekse Buzz her şeyden önce insandılar ve aileleri vardı.

    YanıtlaSil