18 Haziran 2018 Pazartesi

Bir Ben Var Benden İçeri...


Aydınlanma çılgınlığı batıda olduğu gibi bizim toplulumuzda da bir pazara dönüşmeye başladı. Bir anda ulvi yeteneklere sahip olanlar, beş dakika tüm sorunlara çözüm bulanlar, çözüm bulamayınca da topu size ve zamana atanlar, daha neler neler... Eskinin üfürükçü hocaları yerine daha şık bir ortam ve aletlere bıraktı. Elbette her alanda olduğu gibi işini yıllarca eğitim ve özümsemeden sonra yapanlar ve sadece diğer insanlara vesile olan, içtenlikle işlerini yapanları bir kenara koymak gerekiyor. Hemen hemen tüm zamanların en büyük kısır döngüsü ise; seçilmiş kişiler/ilahlar ve onların takipçileri...

Hayatımızdaki yolculukta maddesellik ve rekabet üzerine odaklanmış sistemin dışına çıkıp evreni, varoluşu, kendimizi sorgulamamız oldukça önemli bir adım. Bu yolculuğa çıkmak ilk başta mevcut egomuzun/kişiliğimiz ve değerlerimiz sorgulanması ile başlar. Karşımıza çıkacak engellere geçmeden, sorulması gereken en önemli soru? “Ben kimim? Veya Ben Neyim?”... Basit bir soru gibi görünebilir, oysa sorudaki ‘ben’ bilinmiyor... Dolayısıyla özne ve soruyu soran kim?.. Herkesin bu soruyu içtenlik ve ısrarla sorması ve bunu tek başına yapması şart. Karşımızda çıkan bir kitap, bir hayvan, bir kişi bize yolu işaret edebilir, ancak ezbere dışarıdan verilemeyecek bir cevaptır bu; Yunus’un tüm Anadolu’yu karış karış gezip arayıp durduğu cevap, geri döndüğü noktadır aslında...

Ölmeden önce ölmektir yolculuk; egonun, kişinin ölümdür bahsedilen... Ego ise kurnaz; kendine para, unvan, güzellik, konum gibi daha maddesel oyuncak yerine, daha ruhsal oyuncaklar bulur: “Olduk biz olduk, sen merak etme. Anneannemiz de şifacıymış zaten...” der belki de... ‘Ben’ olan her cümlede ego var olmaya devam eder. Egonun yandaşçısı olan bir çok engel çıkar önümüze:

Kişisel Gelişim
En yaygın kullanımı ile kişisel gelişim, uykudayken daha güzel bir rüya görmemizi sağlayan bir mekanizmadır. Kişi kavramının yok olması gerekirken biz onu geliştirmeye çalışırız. Gelişmesi gereken bir kişi vardır. Gelişmesi gerekiyorsa mevcut durumumuzda bir sakatlık vardır demek ki. Sonuç olarak ortada bir gelişme hedefi vardır. Hedef varsa zihin oradadır.


“Kendimi Buldum!”
Bu cümle de kendi içinde çelişkilidir. Mevcut sisteme hizmet etmeyi bırakıp daha değerli faaliyetler içerisine giren, doğaya, hayvanlara ve diğer insanlara yardım edenlerde sıkça görülebilir. Paylaşmak, birey olmadığını kavramak ve herkesle, her şeyle bağlantıda olduğunu anlamak sonucunda ortaya çıkacaktır. Öte yandan, ‘yardım etmenin’, ‘paylaşma’nın ardında bilinçaltı güdüleri varsa kişinin iç parçaları beslenmektedir. Bu durum, maddesel dünyada hırslı olmaktan çok daha sinsi bir durumdur. Dolayısıyla kişinin iç parçalarını ve bilinçaltı dinamiklerini kavraması gerekir. Bunun için aile sistemi çalışmaları iyi bir araçtır.

Hikayemiz ve Acımız
Yaşadıklarımız, hikayemiz ve ortaya çıkan üzüntü ve acının dozu yüksek olabilir. Bu durumda içimize dönüp bakmak, sorgulamak zor görünebilir. Unutmayın hiç bir zaman yalnız değilsiniz. Benzer olayları acıları yaşayan veya yaşamış binlerce insan var. Her olay, her kişi bizim iç dünyamız bir yansıması. Her ilişki bize bir mesaj vermeye çalışıyor. Bazı nefes egzersizleri, yoga veya beden üzerinde çalışarak, duyguları taşıyan bedeninizi rahatlattıktan sonra içe bakmak çok daha kolay olacaktır.

Tepkilerimizi Kontrol Etmek
Sıkça duyulan konuşulanlardan birkaçı da şöyle: “Ben korkumu yendim” veya “Artık öfkemi kontrol edebiliyorum”. Cümlede geçen ‘ben’leri bir yana bırakacak olursak, kontrol zihnin bize öğrettiği illüzyonların başında gelir. Kontrol etmek için sebep-sonuç ilişkisini anlamak gerekir. Oysa olayların nedeni oldukça karmaşıktır. Gerçekte hiç bir şey bizim kontrolümüzde değildir. Bu tamamen kaderci bir anlayış da değildir. Dolaylı yoldan, anlayışımızı geliştirdikçe hayatımıza gelen olay ve kişiler değişmeye başlar ve bizler hayatın keyfini sürmeye başlarız. Duygulara gelince, duygular daha önceki birikimlerin tetiklenmesi ile oluşur. Oluştuktan sonra duygunun akmasına, ifade edilmesine izin verilmelidir. Mümkünse kendi başınıza... Dans meditasyonu veya dinamik meditasyonlar çok etkilidir. Duygular salındığında artık fiziksel olarak tepki vermeye gerek yoktur. Zihinde sakinleşmeye başlar ve derin bir anlayışın oluşması için bir ortam oluşur.
Kısacası olaylara karşı tutumumuzu değişitirdiğimizde, genel bir anlayış hüküm sürmeye başladığında çok daha büyük bir şeyin parçası olarak nehirde uyumlu bir şekilde akmaya başlarız.


Anda Olmak
Anda olmak ve farkındalık kavramları artık ağızda sakız gibi... Bu konu hakkında sayfalarca kitaplar da yazılsa, kelimeler bizi zihnimize götürüyor. Sol beynin bir işlemi olan okuma ve dil becerisi, kelimeler ile yapılan iletişimi zorlaştırmakta. Bu kavramlar zihnin sessizleşmesine işaret ediyor. Tamamen tüm gününüzü arkada bir gözlemci gibi geçirene kadar, basit ve kısa egzersizlerle anda olma kavramını algıyabilirsiniz. Nefese odaklanmak ve bedeni hissetmek bizi anda tutar... Gözlemci olmak da farkında olmamızı sağlar. Zihinde oluşan duygu ve düşünceleri takip etmek, bunlara verilen otomatikleşmiş tepkileri görmek yapılacak en önemli adımdır. Yılmadan, sabırla, içtenlikle...

İlahlaştırmak
Birini takip etmek, onun himayesi altına girmek zihnin doğasında vardır. Beyin bedeni hayatta tutmaya çalışır. İlk çağlardan beri bilir ki bir kabileye ait olmazsa hayatta kalamaz. Bu sebepte zihinden yaşayan biri kabilenin liderini takip etme eğilimindedir. Bu, lidere sorumluluk vermek ve edilgen bir tavırda sorumluluktan kaçmak anlamına da gelir. Onlar seçilmiştir, biz ise seçilmemiş... Bir yandan kolaya kaçarız, bir yandan başkasını överek, onun veya o öğretinin himayesine girerek kendimizi güvende hissederiz.

Yunus da, Tapduk Emre'nin yanında bir süre kaldıktan sonra kendi yolculuğuna çıkmıştır... Yol gösterenler de olsa, kimse kimseden üstün değildir, önemli olan kim olmadığını anlamaktır. 

Acılardan Kaçınmak
Yunus Emre’nin yolculuğunda yaşadığı ızdırap, bu yolculuğun çok da kolay olmadığını gösterir. Elbette çok acılı olmasına gerek olmayabilir. Bu bir bakış açısı değildir. Temel inanç da değildir... Piyasaya baktığınızda bizleri yolculuğa çıkartacak kitap, eğitimler değil de, hemencecik, kolayca, sihir gibi gözüken etkinlikler revaçtadır. “Bugün on dakika meditasyon yaptım, beş dakika yoga, üç tane olumlama... süper!” Oysa tüm hayat boyu oluşan devasa bir kişilik yavaş yavaş veya aniden yıkılacak ve bu tamamen acısız olacak. Keşke...

Anlayış gelişmesinde aşamalar kısa ve uzun olabilir, şiddeti de değişebilir, ancak sıralama genellikle değişmez: Ego, yüzleşmek istemediği bir durum ile karşılaşırsa önce öfke ortaya çıkar, sonra inkar gelir, sonra üzüntü... Tüm bunlar bittikten sonra affetme ve kabul gelir...

Tüm bu engellerin aşılması için gereken içtenlikle yürümeye devam etmektir. Her şeyin ana kaynağına ulaşmak için derin kazmalı ve bu yolculuk sırasında olayları ötesine bakarak anlayışımız geliştirmeliyiz... En sonunda tüm hikaye ben kelimede özetlenir bir hal bulacaktır.

Bir ben var bende içeri...

3 yorum:

  1. Ben özüme henüz ulaşamıyorum neden bilmiyorum, daha uyanmak istemiyor belki de ben bir şeyleri yanlış yapıyorumdur

    YanıtlayınSil
  2. Öz her zaman orada, bulutların ardında... Bulutlara sebep olan duygu, düşünce ve inançlar neler - bunlara bakmak iyi olabilir. Bir çoğunu da atalarımızdan, ailemizden ve çevreden alıyoruz... Sevgiler

    YanıtlayınSil
  3. Merhaba Yazınız teşekkür ederiz. Aramıza katılmak istermisiniz? https://blogkatalogu.blogspot.com/

    YanıtlayınSil