12 Mart 2017 Pazar

Zaman


Bazı hikayelerde zamanı durduran cihazlar veya kahramanlar vardır. Zaman adeta durur, hiç bir şey hareket etmez. Bizim için zamanın durması hiç bir şey hareket etmemesi midir? Ezbere bir şekilde bildiğimiz zaman kavramını bir yana koyarak bakalım; nedir zaman?

Çoğumuz belki de, “Zaman işte! Geçip gidiyor... Gün doğuyor; batıyor... Doğup, büyüyüp, ölüyoruz...” gibi bir cevap veriyoruz. Bu cevaptan anlaşılan şudur ki, değişen bir şeyler vardır. Değişim varsa zaman var, değişim durmuşsa zaman da durmuştur. Evrende her şey, devamı hareket halinde olduğuna göre, bizim anlayışımıza göre zaman vardır.

Öte yandan, kuantum fizikçileri için atom altı parçacıklar incelendiğinde, klasik anlamda zaman ve mekanın kalmadığı ortaya çıkıyor. Madde kelimesi bile bir anlam ifade etmiyor onlar için. Mevcut sistemimizden, kuantum sistemine geçildiğinde – eşik atlandığında – fizikçilerin elinde enerji ve ilişkilerden başka bir şey kalmıyor. Etrafımızda gördüğümüz her şeyin aslında enerjiden oluştuğu ve belli derecelerde birbiri ile ilişkide olduğu gerçeği ortaya çıkıyor. Bu seviyedeki yapı taşları (daha doğru bir kelime bulmak zor) ise sabit; değişmiyor; bir formdan diğer bir forma giriyor; yer değiştiriyor... Bir çok filme konu olduğu gibi zamanın bükülmesi, yavaşlaması, geriye gidilmesi teorik de olsa mümkün gözüküyor. Dolayısıyla bu dünyada madde de, zaman da birer illüzyon. Bedenimiz veya başka herhangi bir şey için boşluk ve enerjiden oluşuyor diyebiliriz...

Bu bilginin bize faydası nedir? Bilgi kullanılmadıkça, özümsenmedikçe bilgelik oluşmayacağı için, bir bireyler açısında ne gibi çıkarımlar olabilir. İllüzyon da olsa, günlük hayatımızda zaman kavramı var ve bununla yaşıyoruz. Bizim dünyamızda zaman eşittir deneyim demek. Bir değişim varsa, deneyim de vardır. Deneyimler başlar ve biter... Güzel olanları tekrarlamaya, kötü olanlarda kaçınmaya çalışırız. Beynimizde depoladığımız deneyimlere hatıra deriz... İşin ilginç yanı, beyin her anıyı yeniden hatırladığında o anı ile özdeşleşmiş duyguların yoğunluğuna göre anıyı değiştirmeye başlar... Beyin, eski deneyimdeki boşlukları da doldurmaya başlar. Gelecekte aynını yaşamak isteriz, ancak bu genellik gerçekleşmez ve hayal kırıklığına uğrama ihtimalimiz artar...

Asıl önemli soru ise şudur? Deneyim hangi zaman aralığında gerçekleşir? Eğer hatıra olmuşsa, artık geçmişte kalmıştır – ki bu bir saniye bile sonra gerçekleşebilir – ve artık deneyim, deneyim olmaktan çıkmıştır. Bir çiçeği, düşünce olmaksızın kokluyorsak, deneyim gerçekleşmektedir... Eğer fotoğrafını çekersek, “ah ne güzel çiçek” dersek, artık hatıra yaratmışızdır. Sonra da, gelecekte yine aynı çiçeği koklayacağım hayali ile yaşıyorsak, başka bir yanılsama serisi içerisine gireriz...
Hayat, deneyimlerin hatıraya dönüşmeden yaşanmasıdır.
O anda aslında zaman da yoktur; bildiğimiz anlamdaki zamanı da farklı algılarız. Kişilik de yoktur, yorum yapan zihin de... Deneyim sırasında her şey bir olmuş gibiyizdir. Hiç bir şey tekil değildir; ortam ile ilişki içerisindedir. Geçmiş ve gelecek gittiğinde, keder ve endişe kalmaz; zaman sanki kaybolur – geriye sadece yaşam kalır...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme