26 Haziran 2015 Cuma

The Squid and the Whale


Türkiye’de evlenme sayısında az da olsa bir düşüş yaşanırken, boşanma oranları devamlı artıyor... Her sene yaklaşık 600 bin çift evlenirken, 2014 yılında boşanma rakamları 130 bin çifte ulaşmış. Uzun süredir bu rakamlar ve artış hızları hemen hemen aynı. Kabaca 5 çiftten birinin evliliği boşanma ile sonlanıyor. Ve bu boşanmaların yaklaşık %40’ı ilke 5 senede gerçekleşiyor...

Boşanma konusunda ne düşünürseniz düşünün, bunun etkilerini bilmek durumundayız. Boşanmanın sonunda çiftlerin ve varsa çocuklarının daha sonraki hayatları nasıl etkileniyor? İlişkilerimizi bir kalemde çizmek gerçekten mümkün mü?

Alman Psikolog Bert Hellinger’in önderliğinde gelişen Aile Sistemi Terapisi ile bu dinamiklere bakmak mümkün. Bu gözlemlerden ortaya çıkan bazı yaygın dinamiklerin de artık farkındayız.
Öncelikle boşanan ebeveynlerin çocukları bilinçaltından suçu kendilerinde arıyorlar.
İşin doğrusu, ebeveynlerin arasında olan ne varsa bu çocukları ilgilendirmez. Başta buna itiraz edecek çocuklar olsa da, bu farkındalık çocukların içlerini rahatlatır. Sonuçta çift ayrılsa da, baba baba olarak, anne de anne olarak kalacaktır. Ayrılıklarda çocuklara asla kimi seçeceği sorulmamalı ve bu yük onlara verilmemelidir. Hellinger’in tavsiyesi şu şekildedir; hangi eş diğerini daha fazla sevgi ile anabiliyorsa çocuklar onda kalmalıdır. Doğal olarak çocuğun anneye muhtaç bir yaşta olmadığını farz ediyoruz. Kadınların limbik sistemleri daha geniş oldukları için erkeğe göre daha duygusal ve daha kinci olabiliyorlar. Dolayısıyla erkek daha yüksek ihtimal daha iyi bir seçenek olabiliyor.


Diğer önemli bir dinamik ise önceki eş veya partnerler ile olan zor ayrılıklar, bir sonraki ilişkinizi etkilemesidir. Yeni ailenizdeki çocuğunuz, o kişiyi hiç tanımasa bile bu incinmiş, öfkeli ve belki de dışlanmış kişiyi bilinçaltından temsil etmeye devam edebilir. Bu sebeple içlerindeki her şeyi çözüp güzel bir ayrılık yapmadan yeni bir ilişkiye başlamamakta fayda vardır.

2005 yapımı The Squid and the Whale iki çocuklu bir ailenin boşanma sürecini inceleyen başarılı bir film. Araları açılan Bernard ve Joan’ın kök ailesine ait fazla bilgi yoktur ancak birbirleri ile rekabet halindedirler. Belki “Anasının Kuzusu” yazısındaki gibi birbirlerini ebeveynleri yerine koyup onlara kendilerini ispatlamaya çalışmaktadırlar. Büyük oğulları Walt, annesinin babasını aldattığını öğrenir ve babasının yanında saf tutar. Küçük oğulları Frank ise sistemdeki dengeyi tutarak annesinin yanında durmayı seçer.

Doğru olan, çocukların ebeveynleri arasında yaşanan olayları bilmemeleridir. Bu onları ilgilendirmez. Tek bilmeleri gereken şey onların kendi meselesi yüzünden ayrıldıkları ve anne babanın çocuklarını sevmeye devam edeceğidir. Ayrıca yüzeyde görünen olaylar, derindeki gerçek sebeplerden çok farklı olabilir. İlişkiyi bitirmeyi isteyen taraf, aslında diğer taraf çoktan eş olmaktan vazgeçtiği için bu rolü üstlenmiştir... Hiç bir şey tek taraflı değildir.
 

Bernard ve Joan’ın daha sonraki ilişkileri çocuklarında değişik etkiler yaratır. Küçük oğlan babasına benzemek istememektedir ve ondan nefret ederek ondan kaçar. Cinsellik ve alkol ile denemeler yapar. Walt ise cinselliğe karşı tepki geliştirirken, kız arkadaşı ve babasının genç kız arkadaşı arasında ikilemde kalır...

Walt’un kız arkadaşının ailesi ise onu yargılayıp etiketlemektedir. Ailesi boşandığı için onu beğenmemişlerdir. Topluma göre boşanmak iyi değildir. Bu durum da çocukların ailesine olan öfkesini tetikler... 

Filmin yönetmeni Noah Baumbach, Frances Ha (2012), While We Are Young (2015) gibi güzel filmlerin aynı zamanda senaristidir. Bu filmde Jeff Daniels ve Laura Linney gibi çok popüler olmayan usta oyuncular ile başarılı bir iş çıkarmış.

Hayatın akışı için sevginin ebeveynlerden çocuklara doğru akması gerekir. Hem eş seçiminde hem de gerekiyorsa boşanma sürecindeki farkındalık bu akışın devamını sağlar. Bu sayede çocuklarımız da bizlere takılmak yerine ebeveyn olabilecekleri fırsatları yakalarlar. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme