14 Şubat 2013 Perşembe

Size Engel Olan Kim?

“Hayat senin başarmanı istiyor, lütfen kendi önünüzden çekilin.” [Robin Sharma]
Belki çok başarılısınız, unvan sahibisiniz ve geliriniz de makulün çok üzerinde... Ancak yaptığınız işten keyif alıyor musunuz? Yaptığınız işin bir anlamı, bir nedeni var mı? Size veya başkalarına bir faydası var mı?
“Eğer hayatınızı bir sanatçı gibi yaratıcı bir şekilde yaşamak istiyorsanız, çok fazla geçmişe bakmanıza ihtiyaç yoktur. Kim olduğunuzu, ne yaptığınızı hiçe sayarak çöpe atmaya ihtiyacınız vardır.”  [Steve Jobs]
Uzun yıllar okumuş, iş hayatına atılmış bir çok insan, kariyerlerinde belli bir noktada hedeflerinden, hayallerinden uzak bir şekilde hayatlarını rölantide yaşıyor. Neden?
İki kelime: Rahatlık Alanı.
Psikoloji ve nöro-bilimin ispatladığı gibi, davranışlarımızın %90’ı bilinçaltımız tarafından yönetiliyor. Davranışlarımız gerçekleştikten sonra bunlara bilincimizle mantıklı ve genellikle de güvene dayalı açıklamalar getiriyoruz. Daha da derine indiğimizde, kolektif bilinçaltının hayatımızdaki etkilerini görüyoruz. Ailemizden ve atalarımızdan gelen dinamikler bilinçaltını etkiler. Öte yandan, bizden daha büyük bir şeyin parçası olduğumuzu anlamak bizi tamamen kaderci yapmamalı, bunları anlamak, özgürleşmek ve bize hediye edilmiş olan bu hayata yön vermek ve hayatımızın sorumluluğunu almak bizim görevimizdir...

Her Şey Çocukluğumuza ve Ailemize Dayanır
Davranışlarımızı etkileyen temel inançlarımızın çoğu çocukluk yaşlarımızda oluşur ve şekillenir. Bu dönemde, ebeveynler ve öğretmenlerin “Başkaları ne der sonra?”, “Bunu yapamazsın/yapmamalısın”, “Bu hayatta olmaz” veya “Bunu yapacak kadar akıllı değilsin” gibi kısıtlamalar getirerek bizi kendi bildikleri şekilde topluma uyacak bir kalıba koymaya çalışırlar... Tüm bunlar ailemizden getirdiğimiz dinamiklerin üzerine oturur ve bireysel dünyamız oluşur. 
Sonuç olarak dünyayı olduğu gibi değil, biz neysek o şekilde görürüz. Biz neysek dünyamız da o olur. 
Çevremizdeki büyüklerden bu mesajları alan bizler, kendi farkındalığımız üzerinde çaba harcamak ve temel inançlarımız üzerinde çalışmak yerine kendimizden başka herkesi suçlayan insanlara dönüşebiliyoruz.


Savunma Mekanizması Doğuyor.
Rahatlık alanından çıkmamak için diğer bir savunma mekanizması ise değişiklik yapamamak için her türlü bahaneyi bulmak, uydurmak ve buna inanmaktır. Bu kendine ihanet etmektir. Limandan çıkmayan bir gemi olabilir mi?

Zihinsel Yapımız...
Beynimizin evrimi çok uzun yıllara dayanır ve beynimiz halen aynı şekilde çalışır; temel görevi bizi hayatta tutmaktır. Eski çağlardaki dönemdeki hayvanlar ile olan mücadele artık yoktur, insanlık göreceli olarak, daha rahat ve güvenli bir hayat sürmektedir.

Zihnimiz bilinçaltı seviyesinde halen korkaktır... Rahatlık alanından çıkmaktan ürker. Ancak ‘değişiklik ve rahatsızlık’ olmazsa ‘yenilik ve yaratıcılık’ mümkün olmaz.

Dolayısıyla zihnin nasıl çalıştığını ve koşullandığını görmeye başladığımızda, artık sürücü koltuğuna geçmeye başlarız. Hedef ve hayallerimizin önünde duran temel inançlarımızı incelemek ve bunlar görmek illüzyondan çıkmak için en önemli adımdır. İçinde bulunduğumuz sistemi kavrayarak sezgilerimize güvenmeye başlarız. Aksiyona geçmek için elimizdeki tek zaman dilimi ise ‘bugün’dür!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme