28 Ekim 2012 Pazar

Hayatımın Kararı


“Dünya soruysa, sen cevapsın.” 
Hayatımın Kararı filminden zihinlere kazınacak en çarpıcı söz.

Nic Balthazar’ın yönetmenliğini yapmış olduğu film, Mario Verstraete’nin gerçek yaşam hikayesini konu alıyor. Mario, aşık olduğu kızın peşinden koşmaz. Başka biriyle bir evlilik yapar, bir erkek çocukları da olur ama sonunda boşanırlar. Beker bir gazeteci olmuştur artık. Mario’nun hayatı MS (multiple sclerosis) hastalığına yakalandığını öğrenince tamamen değişir.

28 Mayıs 2002’de Belçika’da Ötanazi Kanunu kabul edildi. Bu kanuna göre bir kişi yaşamını, yaşamlarının dayanılamayacak durumda olarak algılanması sebebiyle, acısız veya çok az acıtan bir ölümcül enjeksiyon yaparak, yüksek dozda ilaç vererek sonlandırılabiliyor. (Kaynak: Vikipedia)

Bu kanunu Belçika’da ilk kullanan Mario, 39 yaşında hayatına son verdirtir. Aşağıdaki Mario son zamanlarında çekilen bir fotoğrafı...

Bu kanun Türkiye’de geçerli değil. 
Bu kanun, en temel soruyu akla getiriyor: 
İnsan ne olursa olsun kendi hayatını sona erdirme hakkına sahip midir?

İslam dinine göre, geçici bir hayat olarak tanımlanan dünya hayatından ebedi hayata geçiş ancak Allah’ın takdirinde. Kendi canına kıymak günah.

Kuantum Düşünce tarzına göre ise başımıza gelen her olayı biz yaratıyoruz ve her olayda bize bir ders, bir fırsat var. Eğer biz bu dönüşümü gerçekleştirmezsek benzer olaylar devamlı başımıza gelmeye devam ediyor.
Derin Nefes Al Neşeyle Kal kitabının yazarı Judith Kravitz, nefes tekniği ile kanserini iyileştirmiş biri ve hayatı daha sonrasında muazzam güzelliklerle devam etmiş. Bunun gibi başına ağır olaylar gelip, daha sonra harika bir şekilde değişmiş insanlar var...


Her ne kadar bu şekilde düşünsek de Evren’in nasıl planlar kurduğunu, nasıl işlediğini anlamak çok zor. Ancak konu onu anlamak mı? Yoksa ona göre yaşayıp, ona güvenmek mi?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme