19 Eylül 2012 Çarşamba

İdeon Tanrıların Yolu


Hayat boyu ego insanlığı ele geçirmeye, onu yönetmeye çalışmış.
Bunun için kullandığı en temel taktiklerden biri ise böl, parçala ve yönet... 

Tarih boyunca her ayrılıklar, maksatlı bölünmeler görüyoruz;
Kadın - Erkek, Müslim - Gayri Müslim, Sünni - Alevi, Faşist - Komünist, Solcu - Sağcı, Galatasaraylı - Fenerli, Din, Dil, Irk Ayrılıkları gibi...

Hatta bazı kelimelerin anlamlarını, arkasında yatan gerçekleri bilmeden yerli yersiz kullanılır oldu.
Köyün birinde komünist, gavur, faşist kelimelerinin küfür sanıldığına şahit olabilirsiniz.



Ideon Tanrıların Yolu'nu okurken Kaz Dağlarını, insanları iç çatışmalarını, tarihi, savaşı, barışı, değişik kültürleri bulabilirsiniz ama beni en çok etkileyen kitabın artık konuşulamayan, bilinmeyen veya hoş görülmeyen kavramların detaylıca konuşulması ve özellikle Kuşçular Köyü'ndeki müthiş bir anlayış ve uyumlu yaşam. 
Bu köye yerleşmiş, yabancı uyruklu, kız istemeye bile giden Yorgan Dede...

"Bu dağlarda Aleviler ve Sünniler kardeşçe yaşarlar ama bizim köyde hem kardeşçe yaşarlar hem de mahalle ayrımı olmadan iç içedirler."

Ayrıca 2.Dünya Savaşının en bilinen simgesi de kitabın kapağında cesurca kullanılmış; Svastika... Hitler'in Tibet keşişlerinden etkilendiği ve uzak doğu felsefelerine inandığını biliyordum ama bu kadar detaylı bir bilgiye sahip değildim.

"Svastika’nın birbirini tamamlayan üç temel anlamı var.
Bunlardan ilki dönüş hareketidir yani Svastika’nın döndüğü eksendir. Bu eksen dört boyutlu alemi simgeler. Dört yönü gösteren dört kol ise bir düzlem üzerinde yatay hareket eder ve üç boyutlu alemi simgeler. Svastika’nın dört kolunun sivri uçları ise gücün sembolüdür. Güç daima faaldir ve işleyiş süreklidir. Aynı zamanda dört kol kainatı simgeler. Sonuç olarak Churchward’a göre, yaradan kainatı doğrudan yaratmamış, bazı güçleri var etmiştir. Üçüncü bir anlam ise kimi ezoterik bilgilere göre Svastika kozmik bir semboldü ve çok eski uygarlıklarda spiral hareket ve Samanyolu galaksisine ait galaktik ırk anlamlarını taşıyordu. Svastika’nın merkezinde hep insan olmuştur. Çünkü düşünce alemini bedene bağlayan insandır."


Diğer bir konu da ödümüzü patlatan şeriat ve tarikat kavramları. Bakın bakalım doğru mu biliyoruz:

"Beşer bedendir ve beden kötülüğe yönelir. Beşerden insan olmaya geçişin dört evresi vardır.
Şeriat, tarikat, marifet ve hakikat. Yani saf bilgi. 
Şeriat: ilkokuldur. Namaz kıl, oruç tut, hacca git, zekat ver, yalan söyleme, haram olandan kaçın.
Tarikat: orta-okuldur. Bir hocanız vardır ve size ilim öğretir. Kendinizi geliştirme fırsatı verir. 
Marifet: lisedir. Aldığınız ilim sayesinde kendi nefsinizle savaşır ve başarılı olursanız irfan kazanırsınız.
Hakikate, yani saf bilgiye ulaşabilen sürekli ibadet halinde olur. Onun artık şeklen ibadete ihtiyacı yoktur. Burada anahtar kelime “akletmek”tir. 
Akletmek sizi bilinmezsizlikten ve karanlıktan korur. Belirsizlikler denizinde kaybolmanızı engeller. Bunun bir sonraki aşaması ise fikretmektir. Çölde kayıp olan birinin kuzey yıldızını takip etmesi, başka bir deyişle akıl ve matık sınırları içinde kendi yolunu çizmesidir fikretmek."

Daha neler var, neler... Eski Türk inanışları, Sarıkız Türbesi, Kahramanlık hikayeleri, Hacı Bektaş Veli, Yunus Emre, Alevilik, Müslümanlık, Köknar ağacı, Ardıç kuşu...

Ideon Tanrıların Yolu, yazarı Orhan Bahtiyar tarafından uzun süre yapılan araştırmaların sonucunda ortaya çıkan değerli bir kitap.


Yunus Emre: 

“Biz kez gönül yıktın ise
Bu kıldığın namaz değil
Yetmiş iki millet dahi
Elin yüzün yumaz değil.”

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme