9 Eylül 2018 Pazar

Nosso Lar


“Geçmişime baktığımda görünüşün her zaman gerçeği yansıtmadığını fark ettim. Bazen karanlık tarafımız yanlış bir sükunet tarafından gölgelenir. Ancak bir gün hepsi geri gelir ve asla çok geç değildir.”
Sanki hiç bu dünyayı terk etmeyecekmiş gibi yaşayan zihinlere sahibiz. Hayatımız kısır sarmallar içerisinde dönüp durur; günlük koşuşturmaca, geçmişteki acılardan kurtulmak, gelecek kaygıları azalmak ve gelecekle ilgili hayal kurmak... Bir de bakmışız ki, dünyayı bırakıp gitmişiz. En ateist olanımız bile cennet levhasını arayama başlayıp dua etmeye başlar belki de... Aramızda belki de dünyaya yeniden doğmanın ihtimallerini araştıracak olanlar çıkar... Bir kısmımız da dünyevi sıkıntılardan kurtulduğu için mutlu olur. Onlar belki de yaşadıklarında bile hayırlı bir ölümün hayalini kurar. Ölümden sonraki hayat neye benzer? Sevdiklerimizle görüşebilir miyiz? Tanrıyla karşılaşacakmışız?

Nosso Lar isimli film, bu tip sorulara farklı bir bakış açısı sunuyor. Öldükten sonra vardığı gezegende sorularına cevap arayan kahramanımız doktor Andre, kendi ailesine mesaj yollamak ister. Hayatta yaptıklarına kısa bakışlar atılırken, ölüm sonrası derin bir anlayışa kavuşur. Ona göre hastalanarak ölmüştür ancak bu gezegende ona intihar ettiği söylenir:

-“Ne yazık ki sen buraya intihar eden biri olarak geldin.”
*“Ne?! Ben asla böyle bir şey yapmam. Hastalanarak öldüm ben.”
-“Ruhani bedenler maddi alemde yaptıkları her bir şeyin kaydını tutarlar. Hastalığınız yüce bir kanunun sonucudur; etki ve tepki. Ruh hali, insanın kaderi üzerinde çok etkilidir. Öfke, nefret, kıskançlık, bencillik, hoşgörüsüzlük... Tanrının birer parçası... Her türlü aşırılığa kaçtığınız için mide bağırsak kanalınız yok oldu. Uzun yıllar tekrar edilen hareketler sonunda bir anda bir intihara dönüşebilir.”


Sağlıksız beslenerek, devam koşturarak, stres içerisinde devam bir şeyler başarma, elde etme arzusu ile kendi hayatımızı zehirliyor muyuz? Kendimizi korumak için yaşadığımız endişeli bir yaşam tarzı ile zaten zombiye mi dönüşüyoruz?

Bu kısır döngülerden çıkmamamızın sebebini oluşturan tüm duygu ve düşüncelerin kaynağı zihnimiz. Dünyaya ve çevremize uyum sağlamak için kullandığımız beynimiz muazzam bir organ. Sadece bu dünya için geçerli olan doğum ve ölüm kavramları onun için son derece korkutucu. Oysa ruhumuz daimi, değişmeyen, kalıcı olan. Çelişki derin anlayış için her zaman başvurduğumuz zihnimizin bizim yanımızda olamaması. Bu derinlik bambaşka bir boyut; gönül gözünün boyutu...
“Unutmamız gereken bir şey var; geçmiş değiştirilemez. Gizemli yollar kalp ve ruhla izlenebilir...”

Var olan, olmayan her şey birbirine bağlı. Madde, anti-madde, dünya, yıldızlar, doğa, insanlar... Bu bağın ismi sevgi... Şamanların dediği gibi değerimiz sahip olduklarımızla değil, sevgimiz ve paylaşımlarımızla ölçülür...
“Yaptığımız iyilikler sonsuz hayattaki savunucularımızdır...”

2 yorum:

  1. Film çok ilgi çekici, izleyeceğim. Ölüm başlangıcın sonu mudur, sonun başlangıcı mıdır? En çok merak ettiğim de sevdiklerimizle görüşüp görüşemeyecek oluşumuz.

    YanıtlayınSil