27 Kasım 2015 Cuma

Youth

Mick: [teleskopla gösterir] “Şu karşıdaki dağı görüyor musun? Gençken, her şey sana çok yakın gözükür. Bu gelecektir. Ve şimdi... [teleskobu ters çevirir] ... Yaşlıyken, her şey uzakmış gibi gözükür. Bu da geçmiştir.”


İnsan gençken hiç yaşlanmayacakmış, hatta hiç ölmeyecekmiş gibi yaşar. İnsan zihninin en çok korktuğu konuların başında gelir yaşlılık ve ölüm. Bu sebeple de içten içe görmezden gelir, kendine yakıştıramaz. Ancak yaşlılık ve ölüm farkındalığı olmayan biri yaşamın, gençliğin de değerini bilemez. Hep başka şeylerle kendini meşgul eder; kadınlar, ün, para... Sahip olduğu sağlığı, ailesi bazen zaten hep varlar muamelesi görür... Ta ki bunlar kaybedilene kadar!

Youth filmin iki ana kahramanı; iki eski dost, iki dünür, biri besteci, diğeri sinema yönetmeni ve artık tuvaletteki damla sayılarını sayarlar... Hayatlarının son dönemlerini keyifli ve sağlıklı yaşamak için İsviçre'nin dağlarında bir otelde geçirirler vakitlerini geçirirler.

Fred’in kızı, Mick’in oğlu ile evlidir. Derken Fred’in kızı Lena terk edildiği için babasının yanına gelir... Babasına onu teselli etmeye çalışırken duvara toslar; kızı babası hakkında içinde ne varsa çıkartır:
“Annem beni anlardı. Senin elinin altında bir dizi kadın vardı, ama o yılmadı, sırf çocukları için değil, bilhassa senin için, seni seviyordu, ve seni affetti. Seninle olmak istiyordu. Ama sen kimdin? Kimdin? Sen hiç bir şey yapmadın. Ne ona, ne de bana. Ne yaptıysan müziğine yaptın. Müzik, müzik, müzik! Hayatında müzik ve kibirden başka bir şey yoktu. Bir kerecik  olsun okşamadın, sarılmadın, öpmedin. Çocuklarının hiç bir şeyinden haberin yoktu. Söylemeyi bildiğin üç kelime vardı: ‘Sessiz ol Melani!’. Şimdi bile ona on senedir çiçek götürmüyorsun. Adamın birine aşkını ilan ettiğin mektubu da bulduk, okuduk...” [Tam bu sırada babanın masaj masası aşağı doğru iner; aynen baba-kız ilişkinin dengesinde aşağı indiği gibi...]

Bir çok şeyi kaçıran yaşlıların yanında, ki bu ekipte zar zor hareket eden Maradona da vardır, gençler otelde tam bir kontrast oluştururlar. En önemli karakter, tek bir rol ile özdeşleşen genç aktör Jimmy vardır. Özellikle Fred ile sohbetleri ona belli bir farkındalık kazandırır:

Jimmy: “Seçmek durumundayım, gerçekten anlatmaya değecek şeyi seçmeliyim: dehşet veya tutku mu? Ve tutkuyu seçiyorum. Siz, her biriniz, gözlerinizi açın, benim gözümü açtınız, vaktimi anlamsız korku üzerine harcamamam gerektiğini bana gösterdiniz.”
Filmde diğer önemli bir konu da ebeveyn – çocuk ilişkisidir. Belki de kimse kendini anne-baba olarak hayal etmemiştir ve bunun nasıl yapılacağını bilmez. Nack bu yapılacak bir şey değildir; ya ebeyensinizdir, ya da değil. Bu bir oluş halidir. Her anne-baba bizim için en iyi anne-babadır. Çocukların bir seçim yapma lüksü yoktur. Anne-babalar, koşulları itibariyle verebileceklerinin en iyisini vermişlerdir. Fred ise filmin bir sahnesinde şöyle bir serzenişte bulunur:
“Çocuklar anne babalarının çektiklerini bilmezler. Bazı detayları bilirler ve taraf tutmak için bilmeleri gerekenleri bilirler.”
“Entelektüeller zevk sahibi değillerdir.”

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme