3 Aralık 2014 Çarşamba

Düşünceler Yenir Mi?


Dilerseniz bu sorunun cevabını yazının sonunda tekrardan değerlendirelim.
Yenir mi yenmez mi şu an karar vermeyelim, düşünceleri yemeğe benzetebilir miyiz ona bakalım.

Düşünceler yemek olsaydı, tarifler düşünce kalıpları, beynimiz de yemek kitabı olabilirdi pekala. Önce yemek kitabımız boş bir şekilde doğarız. Önce anne babamız bir ne tarifler verirse onları yazmaya başlarız. İşte bu yüzden hiçbir şey annemizin bize hazırladığı gibi yemekler yapamaz. Daha sonra restoranlar, okul, diğer aileler ve toplum derken yeni yeni tarifler girer kitabımıza. Bunları çokça tekrarlayıp tadına aşina olursak düşünce kalıpları ortaya çıkmaya başlar.

Fazla yersek şişmanlarız ve tüm düzenimiz bozulmaya başlar, ağır hareket eder, kolay yorulur ve görüşünümüzden de hoşlanmayız. Aşırı düşünmenin de benzer etkileri vardır.

Öte yandan yemek düzenimize dikkat edip, daha çok sebze ve meyve ağırlıklı, az şeker, az tahıl tüketerek sağlıklı bir şekilde beslenirsek, daha dinç, daha enerji ve hatta daha az uyku ile yaşabiliriz. Bu da yemekleri seçebileceğimiz gibi düşünceleri seçebileceğimiz anlamına gelir. Hangi yemekleri devamlı arzuluyoruz, bu tarif nereden geliyor buna bakarsak bu arzu bir süre sonra azalacaktır.

Yemekleri siz yapmıyor, devamlı aynı yemekler mi geliyor? Bazen böyle olduğu ve kendimizi çaresiz hissettiğimiz zamanlar olabilir. Bu yemekleri kim yapıyorsa onu değiştirebiliriz; restoran mı, aşçı mı, okul veya iş yerindeki yemekhane mi? Siz nasıl beslenmeyi diliyorsanız bir süre sonra o tip yemekler de sizi bulacaktır...


Yemeklerin bir bozulma süresi olduğu gibi düşüncelerin de bozulma süresi vardır. Sevmediğimiz bir yemek bile olsa bir şekilde yemek zorundaysak onu tazeyken yemek ve daha sonra onu orada bırakmak yakamızı bırakmayan bir düşünce kalıbından kurtulamamızı sağlar. Unutmayalım ki, geçmişteki her yemek bir deneyimdir, bize bir şeyler anlatmaya çalışıyordur.

Yavaş yemek hem fazla yemeyi azaltacak hem ne yediğimiz gerçekten bize gösterecek fırsatı sunacak hem de hazmı kolaylaştıracaktır. Hazmı zor olan yiyecekler bize kabus yaşatabilirler, tıpkı hazmı zor olan düşünceler, deneyimler gibi...

Yeni tarifleri nereden bulacağız? Gözüken o ki, yemek kitabımızda sadece eski tarifler ve deneyimler var. Buradan çıkacak şey olanın bir değişik şekli olacaktır ancak. Peki o ünlü aşçılar nasıl yeni tarifler buluyorlar... Hiç yemek yemedikleri, hiç yemek düşünmedikleri bir anda... Buna sezgi diyebiliriz...

Her dakika yemek yemek zorunda olmadığımzı hatırlatıp ilk soruya geri dönelim:

Düşünceler yenir mi? Yeme bizi deyimi geldi bir anda aklıma...
Sanırım biz yemeye devam edersek düşünceler de gelmeye ve yenmeye devam edecek...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme