5 Aralık 2013 Perşembe

Şükretmek


Dünyanın belli yerlerinde başka dinlerde “Şükran Günü” kutlanır.
Müslüman toplumlarda böyle bir kutlama olmasa da, ‘Çok şükür!” tabiri sıkça kullanılır. Gerçi epey bir şikayet, dedikodu ve sızlanmanın ardından gelen bu iki kelime, anlamını korumak için ne kadar direnebilir ki?

Devamlı iki dudağımız arasındaki bu kelimelerin anlamını gerçekten algılamayı deniyor muyuz? Kelimeler anlatmaya çalıştıkları kavram değillerdir, sadece o kavrama işaret ederler. Onu anlamak ve özümsemek kişiye kalmıştır.

Nedir şükretmek, ne işe yarar? Şükretmek özümüzün Evren’le, Tanrı ile olan bağını güçlendirir mi? Şükrettiğimiz şeye karşı bakış açımız değişir ve adeta bir enerji akışını sağlamış mı oluruz? Derin bir nefes alıp, içten bir minnet duygusundan sonra açığa çıkanı fark etmeye çalıştık mı hiç?


Avusturya’lı psikolog rahip David Steindl-Rast’a göre mutlu olmanın yolu şükretmekten geçiyor. Rast’a göre şükretmek için iki şeye ihtiyacınız var: değerli bir şey ve o şeyin size bir armağan olması... Güneş, doğa, dünya, hayvanlar, bitkiler, yiyecekler, su, yağmur, güneş, sağlık, insanlar, ailemiz, beden, nefes almak, hayatta olmak ve var olmak gibi...

Bundan daha da yaratıcı olabiliriz ve bize armağan değilmiş gibi gözüken şeyler için de şükredebiliriz... Bu şekilde tutunmaktan kurtulup, "sahip olma" kavramının sadece bir illüzyon olduğunu görür müyüz?


Japonya’da Dr. Emoto, suya sevgi ve şükranlık dolu kelimeler söylediğinde, su kristallerinin şeklinin değiştiğini ispatlamış. İnsan vücudundaki suyun böyle bir duygu ile nasıl etkileneceğini tahmin edebilir misiniz? Bilim, insan hücrelerinin olumlu düşünce yapısıyla daha sağlıklı olduğunu da gösteriyor. Bilinçaltımız söylediğimiz, düşündüğümüz her şeyi duyar ve yargılamadan doğru olarak kabul eder. Ne dediğimiz ve ne düşündüğümüz çok önemlidir...

Son yapılan genetik araştırmalarda, kanser geni diye bir şeye rastlanmadı. Epigenetikle ilgili aşağıdaki videoda izleyebileceğiniz gibi düşünceler, inançlarımız, algılarımız hastalıklarımızı yaratıyor. Plasebo ilaçların olumlu yönde işe yaraması inançlarımızın ne kadar mucizevi olduğunun bir ispatı... Plasebonun tersi ise Nocebo etkisi... 
Düşüncelerimiz ve inançlarımız her iki yönde de son derece güçlü!
Şükretmek Nocebo’yu Plaseboya çevirir mi?


Şükrettiğimizde beynimiz farklı bir şekilde titreşir ve daha verimli çalışmaya başlar. Bu bize farklı kapıların açılmasını sağlar. Şu andaki enerji, alan ve bilincimiz geleceğimizi oluşturur...

En fazla gözardı edilen konu ise kendimiz olmakla ilgili şükran duygumuz. Kendimizi çok kolay yargılıyor muyuz? Bedenimizin nasıl göründüğünü, geçmişimizi, seçimlerimizi...
İçimizdeki bir ses devamlı “iyi olmak zorundasın” mı diyor?...
Shakespear’in dediği gibi; “İyi ve kötü yoktur. Sadece düşünce onu isimlendirir.
Kendimizi olduğu haliyle, tüm olanı olduğu gibi kabul etmeye ve şükretmeye hazır mıyız?

Apaçilerin şükran duası bize ilham verebilir:
Güneş, güneş günümüze yeni enerjiler getirsin...  
Ay, yumuşakça geceyle düzeni getirsin...  
Yağmur, endişelerimizi yıkasın götürsün...  
Esinti, varlığımıza yeni güç üflesin...  
Dünyada nazikçe yürü ve onun güzelliğini yaşamının her günü fark et...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme