5 Ocak 2021 Salı

Soul


Ölümden sonra ruhumuza ne olur? Öteki dünya var mı? Sonrası varsa, önceki dünya var mı? Nereden geldik, nereye gidiyoruz? Önceki ve sonraki diyarlar varsa bu dünyadaki hayatın amacı ne? Bizim amacımız nedir? Ölen sadece bedense ruhumuza ne oluyor? Her planlanmış bir kurguysa özgür irademiz var mı?

Tüm zor soruların bir kısmını, belki de tamamını aklımıza getirebilecek türden bir film: Soul (Ruh) Annesinin baskısı altında olan orta yaşlı müzik öğretmeni Joe hayatındaki hedefine bir türlü ulaşamamıştı. Annesi onun sigortalı, güvenli bir öğretmen olarak işe girmesini önerirken, kendisi caz grubunda piyano çalmayı arzuluyordu. Defalarca hayal kırıklığına uğramış Joe, tam da istediği bir fırsatı yakalamıştı ki, birden bire bir çukura düştü. Neredeydi? Ölmüş müydü? Böyle bir zamanlama hiç de adil gözükmüyordu ona. Ne yapıp edip dünyaya yaşama geri dönmeliydi!

Bir şekilde doğum öncesi diyebileceği bir yere vardığında her bebeğin belli özelliklerle dünyaya gittiğini fark etti. Özelliklerin bir çoğu onlara veriliyordu ancak son bir özellik boştu; o belli olmadan doğum biletini alamıyordu. Joe’ya göre bu son özellik hayat amacıydı. Oradaki görevliler, belki de melekler yaşam pırıltısı diyorlardı. Joe kendi yaşam amacının bir grupta piyano çalmak olduğuna emindi.

Hiç umulmadık bir sürpriz ve maceraların sonunda Joe, hayal ettiği geceye kavuşur. Sonrasında ise önemli bir şey fark eder: Hayat amacına ulaşmıştır ancak hiç de hayal ettiği gibi değildir. Hedefe ulaşmak ile hedefi hayal etmek farklıdır. Hedefe ulaşmaya programlı zihnimiz ona ulaşınca bir dopamin salgılar, bu kişiye kendini iyi hissettirir ancak etkisi çabucak bitiverir. Joe bunun farkına varmasaydı belki de yeni hedefler koyarak arzu denilen kısır döngünün içinde bulacaktı kendini. Oysa hayatında fark ettiği diğer önemli bir mesela hayatın anını yaşamaktan küçük detayları fark etmekten uzak oluşudur. Yıllardır gittiği berberini bile gerçekten tanımadığı anlar. Artık anlamıştır:

Hayatın amacı varsa; zaman devrededir... Amaç, hedef ileridedir; gelecekte. Gelecek kavramı ile kendini meşgul eden tek canlı insandır. Hayatın kendisi amaçtır, bir hediyedir ve sonu vardır. Gelecek geldiğinde de sadece şu andır ve çok kısa bir süre sonra geçmiş olur. Şu an olmayan bir zaman dilimi yoktur. Anlar yaşamı oluşturur. Hayat kendisi yaşanmaya değerdir... Birazı miras, birazı özgür irade, her şeye rağmen yaşamaya değerdir...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme