20 Eylül 2015 Pazar

Southpaw


Hayatta kalabilmek için üç farklı strateji kullanırız; savaş, kaç veya don. Bu reaksiyonlar tüm hayvanlarda olduğu gibi insanların da genlerine kodlanmıştır. Bir tehlike olduğunu savaşır, yenemeyecek gibi olursak kaçar, kaçacak imkanımız yoksa da donar kalırız.

Savaşmak ve kaçmak genellikle daha sonraları çok fazla iz bırakmaz bizde. Ancak donmak özellikle insan için bir problem haline gelebiliriz. Temel sorun şudur; beden maksimum düzeyde enerji depolamıştır ve bir yandan da artık son çare olarak donup kalmayı seçmiştir. Donmak, hem rakibi şaşırtacak hem görünmeme ihtimali doğuracak, durum vahimse acı çekmemizi azaltacak bir tepkidir. Tehlike geçtiğinde ise bu içerideki enerjinin boşaltılması gerekir. Bu aşamada bizim neo-korteksimiz bize tehlikenin geçtiğini ve artık bedensel bir şey gerekmediğini söyleyerek veya bedeni koruma amaçlı tamamen o deneyimi unutturarak enerjinin doğal bir şekilde açığa çıkmasını önleyebilir.

Yaşam devam eder ve öyle bir zaman gelir ki, bu tamamlanmamış döngü işini bitirmek ister... Bildiğimiz en yaygın enerji arta metodumuz ise öfkedir... Bu da şiddete sebebiyet verir. Etrafımızda ne kadar çok tamamlanmamış travmanın öfkeye dönüştüğünü düşünebiliyor musunuz?


Southpaw filminin iki kahramanı yetimhanede büyümüş ve sonra evlenmiş bir çiftin hikayesini anlatıyor. Çocuk içindeki yoğun öfkeyi boks dalında çıkaran bir şampiyon olmuştur. Belkide bu yetim hayatının travmalarını bitirmeye çalıyordur. Tatlı ve güzel eşi ise sanki onun neo-korteksini yani akıllı ve mantıklı tarafını temsil etmektedir. Kızları dahil tüm aileye o bakar ve eşinin tüm kararlarını o verir.

Sorun şudur ki, eşi kontrol etmeye çalıştıkça onun öfkesi daha da artmaktadır. Travmasının döngüsünü tamamlaması için kendi travması üzerinde çalışmalıdır. Bu hassas bir dengedir. Atmosfere girecek bir uzay mekiği gibidir; eğer fazla dik girerse yanar, eğer fazla yatay girerse seker gider...

Bu deneyim yaşanmadıkça ruhumuz bu travmaları iyileştirmek için kendimize devamlı bizi tetikleyen olaylar ve kişiler çağırmaya devam edecektir. Film de bu trajik durum yaşanır ve kahramanımız her şeyini kaybeder... Tekrardan hayata dönebilmek için işinde çok iyi olan bir antrenörün yanına gider.


Bu antrenör onun ruhu gibi onun bu öfke tepkisinden geçmesini sağlar... Tam içine girerek ama ona teslim olmadan...

Brokeback Mountain filminde Oscar ödülüne aday gösterilen Jake Gyllenhaal oldukça radikal rollerin üstünden kolaylıklar geliyor. Enemy ve Nightcrawler filmlerinde de sıra dışı bir performansı vardı. Rachel McAdams’ın yanı sıra, Forest Whitaker Oscar ödülünü şans eseri almadığını ortaya koyuyor.
“Tanrının bana bir şey öğretmek için garip bir planı olmalı. Bunun ne olduğunu bir türlü anlayamıyorum.”

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme