16 Mart 2015 Pazartesi

Maps to the Stars


İnsanların çoğu, zihinleri tarafından yönetilir. Zihin korku temeli çalışır ve bu korkulardan biri de kimlik korkusudur. Hele bir de çocuk yaşlarda yaşanan bir travma varsa zihin bir savunma mekanizması oluşturur ve beyindeki o bölgeyi kapatır ve üzerine kimliğin bir parçası olan bir maske daha ekler. Yaratılan sahte benliklerle özdeşleşir insanlar... Bu maskeler önce aile ve daha sonra çevre ve toplum tarafından koşullandırılır. Bir veya daha fazla maske ile yaşamaya devam ederler. Bu öyle bir durumdur ki...
Hem mahkumuzdur, hem de gardiyan.
Bir grup insanın ise durumları herkesten daha vahimdir. Onlar bu maskelerin üzerine daha güçlü ve şöhretli maskeler takmak zorunda olan sinema oyuncularıdır. Bu dualitenin seviyesini iki katına çıkarır. Halkın gözündeki imajı ile kendi yarattığı sanal kimlik arasındaki ikilem onları dayanılmaz bir arayışa ve doyumsuzluğa iter... Bir yandan kimliklerini beslemek için her şeyi yaparken bir yandan sahne ruhsal ve bedensel arınma ile ilgilenirler. Hakikat arayışında olan ruhun görevini ele geçiren aydınlanmış ego bu sefer kılık değiştirmiş ve ermiştir. Hakikatin bununla uzaktan yakından ilgisi yoktur.

Maps to the Stars filminde sıra dışı yönetmen David Cronenberg bu durumu sahneye müthiş bir şekilde aktarmış. Kendi üslubuna yakışır bir şekilde biraz uç ve aşırı bir son ile filmi bitirmiş.


Filmin kahramanı Havana, çocukluk travmasından dolayı annesini bir türlü affetmemektedir. Onun hayalini görmektedir. Almak istediği bir role kafasını takmıştır. Rolü kaybeder. Rolünü kaptırdığı kişinin ufak oğlu vefat eder ve rolün ona kalma ihtimali doğar. Bu duruma bile sevinecek hale gelmiştir...


Hikayenin diğer kahraman ise ailesi tarafından tamamen dışlanan Agatha’dır. Kardeşi ünlü bir oyuncu olmuş ve aile onsuz refah içerisinde yaşamaktadır. Aile dışlanan bir kişi ailenin başka bir ferdi tarafından temsil edilir; bu kendi yükümlülüklerinin üzerine ek yükümlülük taşımak gibidir. Agatha’nın bu durumunu bilinçaltından kardeşi Evan yaşamaktadır. Bir gün Hollywood’a çıkıp gelen Agatha’yı ailesi yine istemez ve olaylar gelişir.

Filmin oyuncuları ustalıkla seçilmiş. Müthiş filmlere imza atmaya başlayan Julianne Moore çok başarılı. 1989 doğumlu Avustralya’lı Mia Wasikowska son beş senedir oynadığı filmler ve performansı ile keyif veriyor. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme