16 Aralık 2010 Perşembe

Öfke


Öfke, bizi kontrol eder, hiç istemediğimiz sonuçlara varacak eylemleri yapmamıza sebep olur. Öfkeli insanlar genelde bunu kabul etmezler ama öfkeleri geçince daha mantıklı düşünüp, kendilerinin kontrol dışına çıktıklarını itiraf ederler. Öfke bir duygudur ve duygu da düşünce gibi zihnimizin bir ürünüdür.

Peki neden öfkeleniriz?
Seneca’nın görüşüne göre dünyanın neye benzediğine ve başka insanların nasıl insanlar olduğuna ilişkin, tehlikeli olabilecek kadar “iyimser” fikirlere sahip olduğumuz için öfkeleniriz. Onların hakkında varsayımlarda bulunuruz. Onları mutlu ve başarılı görürüz. Zihnimiz zıtlıklarla çalıştığı için kendini hep başkaları ile karşılaştırır, kendi kurduğu dünyada normların üzerinde yer almak ister...

Şatomuz, sarayımız, Ferrari'miz yok diye öfkelenmeyiz ama kendimize uygun gördüğümüz ve genelde çevremizde, arkadaşımızda gördüğümüz bir araba bizde yoksa hayıflanır, öfkeleniriz. Bugünkü herhangi bir araba Kraliçe Cleoparta’nın kullandığı araçtan daha üstündür,  Cleopatra o zamanlar kendine dert edinmemiştir çünkü göreceli olarak o dönemde ondan iyisi yoktur.

Aslında durumun tam tersi de hiç iç açıcı değildir: “Varlıklı olmak” öfkeyi körükler; fakir genelde daha fazlasını hayal edemediği ve elindekiler ile mutlu olmaya alıştığı için daha mutludur. Budistlerin en azla yetinme bilgeliğinin ardında bu yatar. Egonun arzu ve istekleri körelir ve kendine yeten, mutlu ve doyumlu bir hale kavuşuruz.


Zihnin temel görevi bedeni hayatta tutmaktır, bundan dolayı belirsizlik onun için bir tehdittir. Bu da her şeyi kontrol etme arzusunu doğurur. Her şeye kendi açımızdan bakmaya başlarız ve buna kendimizi inandırırız. Bilinçaltından gelen dürtülere, bilinciniz mantıklı bahaneler uydurur ve kendimizi akıllı sanarız...


Sonuçta, birden bire yağmur yağmayacağına, kumandanın kaybolmayacağına, herkesi bizi anlayacağına, hiç yorulmayacağımıza, çocuğumuzun hep uslu olacağına, bardağın kırılmayacağına inanırsak, çok kolay öfkeleniriz.

Beklentilerimizi gerçeklerin ışığında azaltabilirsek öfkeli halimizde azalacaktır.
Gelecek hakkında varsayımlarda bulunma alışkanlığından vazgeçmek işe yarar. Bu hayal kurmamak anlamına gelmez. Plan yapar, plana körü körüne tutunmaz ve olumlu bir ruh halinde An'da yaşarız, her şey olması gerektiği gibi akışında gerçekleşir. 


Ayrıca buna bedeni de hazırlamak gerekir; yorgun olmak, stresli olmak, aşırı alkol ve şeker tüketmek, vaktimizi planlamamak, bizi öfkeye sürükleyecek diğer faktörlerdir...

"Felsefenin görevi, biz gerçekliğin yıkılmaz duvarını aşmaya çalışırken, isteklerimizin mümkün olan en yumuşak biçimde yere inmesini sağlamaktır." [Alain de Botton]

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme