21 Aralık 2009 Pazartesi

Nesin?

"1934 yılında soyadı kanunu çıktı, her Türk kendine bir soyadı alacaktı. Herkes kendi soyadını kendisi seçtiği için insanların bütün gizli aşağılık duyguları ortaya çıktı... Dünyanın en cimrileri 'eli açık', dünyanın en korkakları 'yürekli', dünyanın en tembelleri 'çalışkan' gibi soyadları aldılar. Bir mektup yazabilecek zamanda ancak imzasını atabilen bir öğretmenimiz kendisine 'çevikel' soyadını almıştı. Irkçılığın yayıldığı günler olduğundan, özellikle Türklüğü karışık olanlar ırkçılığı anlatan soyadlarını kapışıyorlardı. Her türlü yağmada hep sona kaldığım için güzel soyadı yağmasında da sona kaldım. Bana, ortada böbürlenebileceğim bir soyadı kalmadığından, kendime 'nesin' soyadını aldım. Herkes 'nesin' diye çağırdıkça ne olduğumu düşünüp kendime geleyim istedim.

[Aziz Nesin]

Farkındalık, herkesin ağzına doladığı, bol bol kullandığı bir kelime haline geldi... Gerçekten kaç kişi arkasında yatanı özümsüyor merak konusu... Bildiğimiz ve doğru olduğunun tartışması olmayan tek gerçek, "var olduğumuz" gerçeğidir. Var olduğunu bilen birinin ilk yapması gereken kim veya ne olduğunu sorgulamasıdır.
Farkındalık kendini bilmektir. Doğru soruları sormak... Kendimizle, geçmişimizle yüzleşmek... Kendimizi, zihnimizi gözlemlemek.

Ne olmadığımız bilirsek, geriye sadece gerçek olan kalacaktır...
Tüm düşünce kalıpların, inanç sistemlerinin, dışarıdan aldığımız, özdeşleştiğimiz ne varsa bunların farkında varıp bunlardan özgürleşmek bizi hakikate götürecektir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme